Sizlere bugün Roma hukukundan bahsedip sonunda ülkemizde yaşanan güncel bir sorundan bahsetmek istiyorum. Geçen günlerde BBC News Ayşe Sayın’ın yayınladığı “çözüm süreci' yavaşladı mı, hangi adımlar gündemde?” yazısını okuyunca bu satırları yazmak istedim.

İtalyan Tarih kitaplarında Roma İmparatorluğu (MÖ 27-MS 395) Augustus'un bir amacı vardı. Yakın şehirleri birbirlerine bağlamayıp sadece Roma’ya gidecek şekilde yol yapmasının sebebi isyanların yayılmasını önlemek ve daha kolay bastırmaktı…

Her Yol Roma’ya Çıkar1

Görsel: İrlanda Cumhuriyet Ordusu IRA örgütü 1968 yılı afişleri.

Bu yüzden “Her yol Roma’ya çıkar!” vecizesi. Tarih boyunca kullanıldı. Latince tam karşılığı (Omnes viae Romam ducunt) olan söz. Günümüzde farklı yollarla aynı sonuca ulaşılabilir anlamında kullanılır.

Roma’nın devasa taş yol ağının tümünün Roma’daki İmparatoru Augustus'un yaptırdığı “milliarium aureum” taşına gittiği varsayılarak söylenirdi ve burası 0 noktası olarak kabul edilirdi. Roma imp. bu noktadan itibaren her bin adımlık mesafeye milliarium (milyon taşı) dikilirdi. Böylece gidilecek mesafe hesaplanırdı.

İmparator I. Konstantin, 4. yüzyılda imparatorluğun “nuova Roma’sı” olan İstanbul’a milliarium aureum ile benzer görevi yapan milyon taşını yaptırtır. Günümüzde İstanbul Cağaloğlu semtinde Ayasofya Camii karşısında Sultanahmet Meydanı'nın kuzeybatı köşesinde Yerebatan Sarnıcı'nın çıkışının yakınında, tramvay yolunun yanında bulunan yerdir. Böylece batı Roma yıkılsa bile 'her yol romaya çıkar' sözü kullanılmaya devam eder. 16. yüzyılda İstanbul'a su taşıyan kemerlerin genişletme çalışmaları esnasında yıkılıp, ortadan kaybolmaya başladığı tahmin edilmektedir. Bakılan yere ve hareket noktasına göre kesinlikle doğru sözdür. Roma’ya çıkmayan yol mu var?

Ben bu vecizeyi biraz değiştirip, “Her yol Roma demokrasisine çıkar.” Diyorum. Evet Roma hukukundan bahsediyorum. Hukukla en uzaktan alakası olmayanların bile bir şekilde duyduğu, en başarılı hukuk öğrencilerinin bile geçmekte zorlandığı ders olduğu söylenir.

Ben çözüm sürecinde neler yapılmalı diye bir tartışmaya girenler biliyorlarmı acaba? Eski Ankara milletvekili Sırrı Süreyya Önder Kandıra'daki F Tipi cezaevinde. "Terör örgütü propagandası yapmak" suçlamasından 3 yıl 6 ay hapis cezası yattı. Çünkü çözüm süreci konusunda fikir yürütenler Diyarbakır deyimiyle “Allahvekil jendermeler götürür.” Sendromuna yakalanmış olma ihtimalleri yüksek.

Her Yol Roma’ya Çıkar2

Görsel: Fransa'nın güney batısında bulunan Bask bölgesinin bağımsızlığı için yürüyüş yapan ETA taraftarı halk.

Öncelikle Çözüm süreci toplantısına kimler girmemeleri diye yazmak istiyorum. Tekrar altını çizelim “kimler girmemeleri” yazalım da yanlış anlaşılıp bu konuda agresif olanları Hevsel bahçamıza çağırmayalım.

1-Hukukçu olup birinci sınıfta “Roma hukukundan çakanları” çıkarınız.

2- Herhangi En ufak bir suçta bile Mahkemeyi tanımayıp “Bunu var ya Beyazıt meydanında asacaksın ki ibreti alem olsun” diyenler.

3- Her şeyi çok bilen bazı akademisyenleri!, Türkçe sözlükte “Demokrasi” kelimesinin anlamını araştırmamış çok bilenleri! TBMM Mecliste bazen uyuyan Milletvekillerini Dünya haritasını gösterip 197 ülkeden Avustralya. Bahamalar. Barbados. Belçika. Belize. Kamboçya. Kanada. Danimarka. Jamaika. Japonya gibi bildiğiniz 5 ülke örneği verin. Yönetim şekilleri nasıldır. Geçmişte nasıl bir siyasi geçmişleri vardı. Tat sonucunda Dünyadan habersiz olanları toplantıdan çıkarınız.

4 – son olarak Toplantıya katılıp gülümsemeyenlere mutlaka güldürecek bir fıkra anlattığınız halde gülmüyorsa, o kişiye ufak tefek şahsın özelliklerine göre şakalaşmalar yapınız. Olmadı onu gıdıklayın. Hala somurtuyorsa onun bırakın çözüm sürecine insanlığa bile katkısı olmaz. Kerejdağ çayırımıza salın gitsin. Bir yıl sonra gidin hala Siverek’te bıraktığınız yerde otluyordur!

Bence bu toplantıda evvel bu konuyu iyi bilen akademisyenler tarafından çözüm süreci toplantılarına katılanlara bir seminer verilmeydi. Diğer değerli Hocalarımdan özür dileyerek bir kişinin örnek olarak adını vereyim. Dicle Üniversitesi Hukuk Fakültesi'nden akademisyen ve Doktorasını Ankara Üniversitesi Hukuk Fakültesi'nde yapan Dr. Vahap Çoşkun…

Unutmadan birde “damdan düşenler” var. “Dam” derken mahpus damını kastettim. Şiddete bulaşmadan ceza almış yıllarca hapis yatmış sadece gazetecilik veya fikir beyan etmiş kişileri kastediyorum. Bu kişiler bizim yöremizin insanı olması hasebiyle fikirleri daha çok kabul edilebilir. Biraz araştırılsa yüzlerce örnek vardır. Özellikle Kürt sorunu hakkında tanınan, kitabı olan, sözleri çoğunlukta kabul gören kişilerle sonuca gitmeyi başarabiliriz.

Unutmayalım İspanya ve İngiltere gibi gelişmiş ülkeler de uzun sure, terör sorunu yaşanmıştır. İspanya ETA örgütü, İngiltere IRA örgütü ile olan sorunlar nedeniyle yıllarca meşgul olmuştur. Bu ülkeler bu terör sorunlarını bitirmek için çeşitli çözüm yolları geliştirmiştir. Türkiye için uygun olanları araştırıp bulmak daha kolaylaştırıcı olabilir.

Hadi iki satırda onlardan bahsedelim. ETA İspanya'nın kuzeyindeki ve Fransa'nın güney batısında bulunan Bask bölgesinin bağımsızlığı için 1968 yılından bu yana faaliyetlerde bulundu. 1959-2 Mayıs 2018 tarihleri arasında liderleri Josu Urrutikoetxea, David Plai, Iratxe Sorzabal, Izaskun Lesaka olan ETA, zaman içinde kültürel hakların savunuculuğu düzleminden, silahlı eylem biçimine yönelmiştir. Bask Bölgesi'nde yaşayan yaklaşık iki milyon kişiye önemli ölçüde özerklik tanınmasına rağmen tam bağımsızlık için silahlı mücadeleye devam etmiştir. Batasuna ismiyle bilinen ve şu an yasaklanmış durumda olan parti de örgütün siyasi kanadını oluşturmaktaydı. Bu parti Bask Bölgesi'nde oyların genelde %15 ile %20'sini toplamaktaydı. 1959 yılında başlayan olaylar 2 Mayıs 2018 İspanya hükümeti yapılan görüşmelerle sonuçlandı.

İngiltere’de İrlanda Cumhuriyet Ordusu IRA (İrlandaca: Éirí Amach na Cásca) sorunu İrlandalı cumhuriyetçilerin Büyük Britanya yönetimine karşı 24 Nisan 1916 tarihinde Dublin'de başlattığı isyandır. Tarihte “Paskalya Ayaklanması” diye geçer. Patrick Pearse ve Tom Clarke yönetimindeki yaklaşık 1560 İrlandalı gönüllü ve 200 İrlanda Yurttaş Ordusu üyesi Dublin Genel Postanesi'ni ve Dublin'deki diğer stratejik noktaları ele geçirdi. Ayaklanmacılar İrlanda Cumhuriyeti'ni kurduklarını ilân ettiler fakat bir hafta kadar süren çatışmalar sonucunda İngiliz yönetimi isyanı bastırıp 16 lideri yargılayıp idam etti. İsyan, İrlandalılar tarafından pek desteklenmese de idamlar İngiliz yetkililere karşı tepkiye sebep oldu.

Benim şahsi fikrim tarih boyunca uğranılan haksızlıklar ve gerilimli siyasi günlerinde Kürtler gülmeyi unuttu. Belki de bazı insanlar Kürtlerin gülmesini istemiyor. Umarım ikinci çözüm sürecinde Türklerde, Kürtler güler. Hiçbir evin ocağına ateş düşmez.