Kürt Kadınıyla ilgili bir fıkra anlatan rahmi koç, çığ gibi büyüyen tepkilere maruz kalınca özür dilemiş. Kabahati özründen büyük.
Yazımın başlığında ve ilerleyen satırlarımda rahmi koç ad ve soyadının baş harflerini küçük harflerle yazdım.
Çünkü sağlıklı düşünemeyen kişiler büyük değildir. Şahıs 95 yaşında. Sağlıklı düşünebiliyor mu? Sağlık kontrolünden geçmesini tavsiye ederim..
Yatırımı büyük ama düşüncesi küçük olan bu şahsın talihsiz benzetmesi, T.C. vatandaşı nüfus cüzdanını taşıyan 20 milyonun üzerinde Kürt kökenli vatandaşımızı, düşüncesizce söylediği fıkra üzmüştür… Rencide edici bu fıkra, Kürt kadınlarını üzdüğü gibi tüm kadınları da üzmüştür. Haklı tepkilerini göstermiştir kadınlarımız…
Tepkiler çığ gibi büyüdü
İktidar partisi başta olmak üzere DEM ve diğer birçok siyasi partiler, Kürt Halkı ve sağduyulu vatandaşlar tepkilerini dile getirdi..
Barış sürecinin mimari diyebileceğimiz MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli, rahmi koç hakkında soruşturma açılmaması gerektiğini söylemiş.. İşte bu size yakışmadı Sayın Bahçeli.. Kem söze, kötü ve ayırımcı söylemlere sahip çıkılmaz..
Koç ailesinin yatırımlarına ve yaratmış olduğu istihdam nedeniyle soruşturma açılmaması gerektiğini düşünmüş olabilirsiniz ama adalet herkes için vardır ve uygulanır..
Bu zatın işyerlerinde, fabrikalarında çalışan Kürt kökenli işçiler, mühendisler, yöneticiler de vardır. Bunu göz ardı ederek, barış sürecinin devam ettiği günümüzde bu talihsiz örneği vermesi maksadını aşmıştır.
Hakkında soruşturma açılması doğru olmuştur. Adalet herkes için vardır… Her kim olursa olsun adalete hesap vermelidir.
Rahmi Koç'u kınıyorum…
Trabzonlu bir Doktor‘un ağzından rahmi koç'a verilen en büyük cevap;
“Ben 47 yaşında bir uzman doktorum. Hacettepe Üniversitesi Tıp Fakültesi mezunuyum. Aslen Trabzonlu, doğup büyüdüğüm şehir ise Manisa. 21 yıllık meslek hayatımın 14 yılını Doğu Anadolu'da; başta Bitlis olmak üzere Van ve Cizre'de görev yaparak geçirdim.
Yıllar boyunca binlerce Kürt aileyle, binlerce Kürt kadınla karşılaştım. Şunu çok net gördüm ki; Kürt kadını her şeyden önce ailesinin, kültürünün ve onurunun temsilcisidir.
Muayeneye çoğu zaman annesiyle, kardeşiyle, eşiyle ya da evladıyla gelirdi. Bunun sebebi bir doktora güvenmemek değil; yüzyıllardır taşıdığı örfün, edebin ve aile terbiyesinin bir yansımasıdır.
Bu yüzden Kürt kadınını konuşurken, onu siyasi tartışmalara ya da kişisel çıkarlara malzeme yapmak büyük bir haksızlıktır.
Kürt kadını; yoklukta ailesini ayakta tutan, acıda dimdik duran, evladını büyüten, emeğiyle hayatı omuzlayan güçlü bir değerdir.
Bir insan konuşmadan önce sahip olduğu makamına, servetine ya da şöhretine değil; aynaya bakmalı, kendi ailesine bakmalı, kendi değerlerine bakmalıdır.
Çünkü bir toplumun namusu, kadınlarına gösterdiği saygıyla ölçülür. Kürt kadınının onuru da ne bir tartışmanın konusu olacak kadar küçüktür ne de birilerinin diline düşecek kadar değersizdir.
O onur, yüzyıllardır dimdik ayakta duran bir halkın en kıymetli emanetidir.”