Spor her zaman dediğim gibi bir kabullenme, bir kültür hatta bir yaşam biçimidir. Sporun her dalı için bu geçerli bir kavramdır. Ancak sporu çığırından çıkarıp çıkarmamak da oyuncuların ve teknik heyetin atacağı adımlarla belirlenir.

Pazartesi akşamı Amedspor-Erzurumspor maçını her seyirci gibi ben de heyecanla izlemeye başladım. Daha maçın oynama düdüğü çalmadan Erzurumsporlu futbolcuların sahaya gelir gelmez gergin ve provokatör tavırları yüzlerinden okunur gibiydi. İlk attıkları adım türbindeki seyircinin ruh halini tartıp biçmeleri oldu. Futbol tabi ki de adrenali en yüksek spor dallarının başında geldiği herkesin kabul ettiği bir gerçek. Ancak konuk takım futbolcuları ile teknik direktör Serkan Özbalta’nın daha maçın ilk dakikalarından itibaren agresif tavır sergilemeleri kabul edilebilir bir durum değil. Özbalta, elbette ki oyun sırasında futbolcularıyla belirlenen çizginin dışında temas kurması doğal bir durum. Ama gelin görün ki, teknik adam neredeyse sahanın içine kadar girebilecek davranışlarda bulunması da kabul edilir bir gelişme değil.

Hele hele ilk golü bulduktan sonra futbolcuların tavırları, hal ve hareketleri sanki daha önce tartılıp biçilmiş de onu sahaya uyarlamak için her şeyi mübah gören anlayış giderek oyuncular arasında da gerginliğin fitilini ateşler cinsinden gelişmeler yaşandı. Amedsporlu futbolcular kendi saha ve seyircisi önünde elinden geldikçe temkinli davranış sergilemesine karşın, rakip takım oyuncuları sanki cephe savaşına gider gibi sürekli hakemi baskı altına almaları gözden kaçmadı.

Aslında işi çığırından çıkaran oyuncularnı yanı sıra, en önemli mimar İzmir bölgesi hakemlerinden Yiğit Arslan’dan başkası değil. Arslan geçen yılını tekrarını bir kez daha Amedspor’a yaşatmak için elinden gelen her türlü beceriksizliği göstermekten kaçınmadı. Oyun 2-1 Amedspor’un galibiyetiyle devam ederken rakip oyuncuların penaltı ısrarı karşısında ne yapacağını şaşıran Yiğit Arslan çareyi ‘’VAR’’ da buldu.

Yiğit Arslan iyi bir oyun için çabalaması gerekirken, rakip takım oyuncularının tam anlamıyla baskısına boyun eğmekten kendini almadı. Çirkeflik sahanın her tarafında boy göstermeye başladı. Bunun en büyük aktörü de elbette ki Arslan’dan başkası değildi elbette. Hakemler tüm kulüp ve futbolculara aynı mesafede olması gerekirken, sanki bir yerlerden talimat almışçasına hareket etmesi adil olmadığı gibi kabul edilebilinir bir durum da değildir.

Amedspor yöneticileri Futbol Federasyonu nezdinde zaman geçirmeden hakem Yiğit Arslan’a yönelik tüm hukuki haklarını dillendirmeleri gerekir. Lig uzun soluklu bir maraton. Yanlı tavırlarla maç yönetmeye kalkan hakemler hem saha içinde hem de saha dışında istenmeyen olaylara zemin hazırlar. Yukarıda belirttiğim gibi spor bir kültür ve yaşam biçimidir. Bunu kendi siyasi ve emelleri uğruna hiç kimsenin hakkı değil, olmamalıdır.