Kimi sanatçı korumalarla gezer yanına sinek bile yaklaştırılmaz. Kimi sanatçı mütevazıdir konser alanına geldiğinde herkese sevgi gösterir. Konser bitiminde hayranları ile kucaklaşır.

Görsel Santana'nın 2009 İstanbul Cemil Topuzlu Açıkhava konserinden... Kaynak: Milliyet Gazetesi.

Gerçekten Çok Büyüksün1

Bu konser anısını Zafer Algöz’ün KAFA Dergisinde okumuştum. çok duygulanmıştım. Önce herkes uydurma bir haber olduğunu düşünmüş ben önemsemiştim.

Harbiye Cemil Topuzlu Açıkhava Tiyatrosundaki konseri Bora Çetin kayda almış. 1:04:50'den itibaren sahneye bir boyacı çocuk çıkartılıyor. Ve ertesi günkü milliyet gazetesinin haber kupürlerini bulunca haberin doğru olduğunu anladım. ünlü gitar virtüözü konser vermek için geldiğinde İstanbul’da yaşadığı macerasını sizlere anlatayım. Havaalanında gazeteciler ve kalabalık bir hayran gurubu çiçeklerle karşılar. Güzel bir söz vardır hani 'Sanatçı olunmaz doğulur' diye…

Fakir bir aileden gelen Dünyaca ünlü gitar virtüözü Carlos Santana'nın sergilediği karakterli duruş tam da o tarife uyuyor. Plak şirketi kuran 120 milyon dolarlık göz kamaştıran servetine rağmen o hala halkın, alçak gönüllü mütevazı sanatçısı...

Santana, dinlenmek yerine İstanbul'u gezip, dolaşmak ister. Bu güzel şehirde adeta büyülenmiş gibidir. Yorulunca da Sultanahmet camiyi ve Ayasofya’yı gezip yorulunca meydanın karşındaki bir çay bahçesine yanında Rehber Murat Bey ile birlikte oturur.

İlginçtir, Santana'yı İstanbul'da kimse tanımaz. Rehberle beraber kahvelerini yudumlarken çay bahçesinin önünden geçen boyacı Roman çocuklar bağırmaya başlıyorlar, "Heyy! Hello Santana! Welcome İstanbul! I love you!" Garsonlar hemen müdahale edip çocukları tersliyor. Santana şaşkın duruma el koyuyor.

Rehberine "O çocukları buraya çağır, ben içeri gelmelerini istiyorum" diyor. Rehber, garsonlara durumu izah ediyor, "Aman masadaki adam dünya starı, herkese rezil oluruzdiye düşünüyorlar. Santana boyacıları yanına istiyor, bırakın gelsinler..." Çaresiz izin veriyorlar. Santana ve Roman çocuklar arasında koyu bir sohbet başlıyor, rehber ise konuşulanları tercüme ediyor. Çocuklar girişken, diyorlar ki, "Sen dünyanın en büyük gitar ustalarındansın. Senin çizmelerini boyayalım, bizden olsun, senden para istemeyiz."

Santana hem çok mutlu oluyor hem de çok şaşırıyor... Sonra da soruyor, "Geldiğimden beri beni İstanbul'da kimse tanımadı. Peki, siz beni nasıl tanıdınız?" Çocuklar başlıyor anlatmaya, "Boya yaparken çoğunluk gazete okur. Resmini gazetede gördük. Okuyanlar Dünya Yıldızı Santana İstanbul'a Geliyor' söylediler, oradan tanıdık seni." Derken bir yandan çizmelerini boyamışlar.

Santana, para vermek istiyor ama çocuklar almıyor. "Peki," diyor Santana, "Yarın akşam konserim var, beni dinlemek ister misiniz?" Çocuklar bu teklif karşısında sevinçten deliye dönüyor. Rehberden, davetiyelerden çocuklara veriyor. Aynı gün Santana Kapalıçarşı’da bazı halıcı ve hediyelik eşya satanlara da vermiş.

Ertesi akşam Açıkhava'da müthiş bir izdiham var. Roman çocuklar Santana'nın verdiği davetiyelerle konsere geliyor. Ana kapıdan giremiyorlar, çünkü Santana onlara 'VIP davetiye' vermiş. VIP kapısına gelince kıyamet kopuyor... Kapıdaki görevliler "Kimin arabasından çaldınız bu davetiyeleri?" deyince çocuklar, "Bize bunları Santana verdi" diyorlar... Görevli onları tartaklayarak ellerinden davetiyeleri alıp çocukları kapıdan kovalıyor.

Ama Santana'nın 'Roman VIP misafirleri' yılmıyor. Sanatçıların kullandığı arka giriş kapısını buluyorlar. Orada da aynı şekilde tersleniyorlar. Çocukların asla pes etmemişler.

"Santanaaa! Santanaaa!.. Help, Help …” Bir şekilde rehbere haber gidiyor, o da gidip durumu Santana'ya anlatıyor. Sonra da rehber gidiyor, çocukları alıp kulise, Santana'nın yanına getiriyor. Çocuklar, gözyaşları içinde başlarına geleni anlatıyorlar. Santana sinirli bir şekilde "Misafirlerimi yerlerine oturtun" diyor. Çocuklar rehberle birlikte sahne kenarından seyircinin arasına iniyorlar. Çocukların yerine birileri oturmuş bile.

"Biz protokolüz, kalkmıyoruz!" diye dikleniyorlar... Sonunda merdiven basamaklarına birer köpük strafordan minder koyulup Santana'nın 'VIP misafirlerini' oraya oturtarak olayı bağlıyorlar.

Rehber, tekrar Santana'nın yanına gidiyor ve olanları anlatıyor. Santana daha da sinirleniyor. Diyor ki, "Git onlara söyle, benim misafirlerime kimse saygısızlık yapamaz...

Eğer sahneye çıktığımda çocukları en ön sırada, koltuklarda görmezsem tek bir nota çalmam. Gitarımı yere bırakırım. Sahneye çıkarım, olayı anlatır, veda eder gitara tek bir pena vurmadan giderim... Görevliler durumun vahametinin farkında. Çocukların koltuklarına oturanlar kaldırılıyor ve çocuklar oturtuluyor. 'Sorun çözüldü' diye haber gidince Santana sahneye çıkıyor... O, ilk iş olarak ön tarafa bakıyor, misafirleri yerinde mi diye... Çocukları görüyor, başparmağını yukarı doğru çevirip bir 'OK' işareti çekiyor. Sonrasında ise Santana'nın muhteşem konseri başlıyor. Sihirli parmakları gitarının tellerinde büyülü notalarla buluşuyor.

Boyacı çocuklar günlük geçim mücadelesini yalnız başlarına veren, ailenin geçim sorumluluğunu sokaklarda çalışarak paylaşmak zorunda kalan çocuklardır. Victor Hugo’nun ünlü eseri “Sefiller'in” bir yerinde anlattığı gibi; yıllarını beşer beşer atlayarak, sanki sonlarına bir an evvel ulaşmak için yaşayan bu emekçi çocuklardır.

Yüzlerinde acı bir ifade, çocuksu değil. Acı, büyümüşte küçülmüş, Bu zalim hayatta kalmak için vahşi olmayı öğrenmiş çocukları görünce onlara “bir yudum sevgi” verin.

Bu müzik anısı sokakta yaşayan çocuklar ve tüm canlar da dâhil olmak üzere, her çocuğa her cana saygı duymamız gerektiğini anlamamıza yardımcı olsun, sokaklarda çalışmak zorunda kalan çocukları sevgi ve şefkatle kucaklamamızı sağlaması dileğiyle.