Diyarbakır denince çoğumuzun aklına surlar, camiler veya Hevsel Bahçeleri gelir. Ancak şehrimizin sınırları içerisinde, milyonlarca yıl öncesinden kalma, sessiz ama bir o kadar da görkemli bir dev uyuyor; Karacadağ.


Diyarbakır’ın kalbinde saklı hazine olarak tanımlanan Karacadağ’ın ''Taş Kalbi'' koruma altına alındı.

Diyarbakır için bu neden önemli ?

Çınar ilçemizin Çömçeli ve Dişlibaşak mahalleleri arasında uzanan, o meşhur Karacadağ’ın kalbinde yer alan Dişlibaşak Kalderası, artık resmen devlet koruması altında!

Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığı'nın bu ''Potansiyel Doğal Sit Alanı'' tescili, sadece bir imza değil; toprağımızın, suyumuzun ve tarihimizin kurtuluş belgesidir.

Bir Doğa Mucizesi: Kaldera Nedir?

Diyarbakır’ın uyuyan devi tescillendiKaldera ile ilgili bir illüstrasyonu

Pek çoğumuz burayı sadece ''engebeli bir arazi'' sanıyor olabiliriz. Oysa bir ''Kaldera'', yanardağ patladığında zirvesinin kendi içine çökmesiyle oluşan devasa bir kasedir.

Dişlibaşak Kalderası, Karacadağ’ın o eşsiz lav akıntılarının hikayesini anlatan, adeta doğanın yazdığı bir tarih kitabıdır.

Bölge halkı uzun zamandır bir endişe içindeydi: Taş ocakları. O eşsiz jeolojik yapı, iş makinelerinin dişleri arasında yok olup gidecek, toz bulutları meraları ve hayvancılığı bitirecekti. Ancak bu tescil kararı ile kapı, doğa düşmanı faaliyetlere sonsuza dek kapandı.

Artık bu alanda;

Dinamit sesleri değil, kuş sesleri yankılanacak.

Maden kamyonları değil, doğa tutkunları ve fotoğrafçılar gezecek.

Taş ocakları değil, endemik bitkiler ve yerel hayvancılık yeşerecek.

Şimdi Sırada Ne Var?

Bu tescil, bir son değil, aslında büyük bir başlangıçtır.

Dişlibaşak Kalderası, doğru yatırımlarla Diyarbakır’ın yeni ''Jeopark'' rotası olabilir.

Dünyanın her yerinden jeologların, üniversitelerin ve turistlerin buraya gelip bu volkanik mirası incelediğini hayal edin!

Diyarbakır sadece surlardan ibaret değil; Diyarbakır, Karacadağ’ın lavlarıyla yoğrulmuş, her bir köşesinde ayrı bir mucize saklayan kadim bir coğrafyadır.

Dişlibaşak’ın tescillenmesi, bu kadim mirasa sahip çıkma yolunda atılmış en onurlu adımlardan biridir.

Gelin, bu sessiz devin uyanışına tanıklık edelim ve bu mirası çocuklarımıza ''bozulmamış'' bir şekilde bırakmanın gururunu yaşayalım.