Batman’ın kadim ilçesi Hasankeyf, Dicle Nehri’nin iki yakasında yer alan, insanlık tarihine ışık tutan önemli yerleşimlerden biri. İsmi, Arapça’da “korunaklı kale” anlamına gelen “Hısn-ı Keyfa”dan gelirken, Kürtçede “Heskif” olarak bilinir ve “kayalara oyulmuş mağara ya da ev” anlamına gelir.

Süryanice “kaya” anlamındaki Kifo kelimesinden türeyen bu isim, kentin coğrafi yapısıyla doğrudan bağlantılıdır.

BİR ZAMANLAR HIRİSTİYANLARIN MERKEZİYDİ

Hasankeyf'in tarihi antik döneme kadar uzanır. Höyüklerde yapılan arkeolojik kazılar, bölgede 12.000 yıl öncesine kadar uzanan yerleşim izlerini ortaya koymuştur.

Roma ve Bizans dönemlerinde sınır kalesi işlevi gören kent, 5. yüzyılda Hıristiyanlığın bölgede yayılmasıyla birlikte Süryani piskoposluğunun merkezi haline geldi. MS 451 yılında Kadıköy Konsili tarafından bu piskoposluğa Kardinal unvanı verildi.

İslam ordularının 640 yılında Halife Ömer döneminde bölgeyi fethetmesiyle Hasankeyf yeni bir döneme girdi. Artuklular döneminde (1102–1232) başkent olan şehir, bu süreçte en parlak dönemini yaşadı. Bu dönemde sadece bir kale kasabası olmaktan çıkıp şehir statüsüne ulaştı.

MOĞOLLAR, AKKOYUNLULAR VE OSMANLILAR DÖNEMİ

1232 yılında Eyyubiler tarafından ele geçirilen Hasankeyf, 1260’ta Moğollar tarafından tahrip edildi. Ancak Eyyubi yönetimi, Moğol hükümdarı Hülagü’ye bağlılığını bildirerek şehirde kalabildi. 1462’de Akkoyunlular tarafından ele geçirilen şehir, 1515 yılında Osmanlı topraklarına katıldı.

Osmanlı yönetiminde uzun yıllar boyunca kültürel çeşitliliğini koruyan Hasankeyf, 16. yüzyılda Hristiyan, Müslüman ve Yahudi topluluklarının bir arada yaşadığı bir yerleşim olarak dikkat çekti. 1526’da şehirde 1301 hane bulunurken, bunların 787’si Hıristiyan, 494’ü Müslüman, 20’si ise Yahudilere aitti.

SULAR ALTINDA KALAN TARİH

1981 yılında doğal koruma alanı ilan edilen Hasankeyf, 2020 yılında Ilısu Barajı’nın su tutmasıyla büyük ölçüde sular altında kaldı.

Bu süreçte Artuklu Hamamı, Zeynel Abidin Türbesi, Er-Rızık Camii minaresi, Sultan Süleyman Koç Camii ve İmam Abdullah Zaviyesi gibi tarihi yapılar Dicle kıyısında inşa edilen Kültürel Park’a taşındı.

Yeni yerleşim alanı, eski yerleşimin 3 kilometre uzağında oluşturulurken, Yukarıkale gibi bazı yüksek konumlu yapılar koruma çalışmaları sayesinde sular altında kalmaktan kurtarıldı.

KÜLTÜREL MOZAİK VE DİLSEL ÇEŞİTLİLİK

Geçmişte Hıristiyanlar, Müslümanlar, Yahudiler ve Kürtlerin birlikte yaşadığı Hasankeyf’te günümüzde Kürtler çoğunluğu oluşturmaktadır.

Merkezde Arapça ve Kürtçe, köylerde ise genellikle Kürtçe konuşulmaktadır.

1935’te nüfusu 1.425 olan ilçe, 1990’da 4.399’a ulaşmış; 2000’li yıllarda ise göçler nedeniyle nüfus yeniden düşüşe geçmiştir.

KAYA ŞEHİR: HESKİF

Hasankeyf'in adı kadar yapısı da ismine anlam katar. Yüzlerce mağara ve kayalara oyulmuş evler, şehrin geçmişte olduğu kadar bugün de en dikkati çeken yönlerinden biridir.

“Heskif” kelimesi bu yönüyle halk belleğinde yalnızca bir isim değil, bir yaşam biçimi olarak yerini almıştır.

Hasankeyf, yalnızca bir yerleşim yeri değil; medeniyetlerin, kültürlerin ve dillerin buluştuğu eşsiz bir tarih hazinesidir.

Baraj suları altında kalan bu miras, taşınan yapılar ve hatırlanan hikâyelerle yaşamaya devam ediyor.

Kaynak: vikipedia