Diyarbakır; edebiyatta, sanatta, ilimde olduğu gibi musikide de önemli bir yere sahiptir.
Coğrafi yapısından dolayı geçiş bölgesi olan ve bu yüzden farklı kültürleri bünyesinde toplayarak zengin bir kültüre sahip olan Diyarbakır musikisinde de geçmiş kültürlerin izlerini, bulmak mümkün.
Diyarbakır İç Kale de Artuklu Sarayında, hükümdar Nasr-üddin Mahmud zamanında onun emri altında, dünyanın ilk robotlarını yapan Eb-ül İz yani El Cezeri'nin robotları arasında,
Hükümdara şarap sunan zarif kadınlar, hükümdar ve konuklarını eğlendirmek için saz, zil ve tef çalan kız robotlarının mevcudiyeti bu kadim kentte musikinin ve eğlencenin ne kadar öne çıkan bir unsur olduğunun göstergesidir…
Evliya Çelebi seyahatnamesinde Diyarbakır da ki eğlencelerden bahsederken;
Diyarbakır halkı yedi sekiz ay boyunca Dicle Nehri kıyısındaki Hüllelerde, özellikle geceleri sazlı sözlü eğlenirler… Dicle Nehri kıyılarını fanuslar. Kandiller ve meşaleler ile aydınlatırlar,
yağ kandillerini ve balmumu ile süslenen meşaleleri suya bırakırken, meddahlar, komedyenler gösteri yaparken, sazendeler ve hanendeler kanun tambur ney ve darbuka eşliğinde fasıl yaparlar “ diye anlatır.
Diyarbakır’da;
Saz şairliği ve âşık geleneği
-Tekke musikisi
-Klasik Türk Musikisi
-Halk Musikisi
-Dengbej Geleneği olarak beş ana başlık altında musiki sanatı icra edilmiştir.
Diyarbakır musikisinin kendine özgü makamları mevcuttur.
Arazbar Makamı, İbrahimi Makamı, Aşiran Makamı, Kürdi Makamı, Beşiri Makamı, Mahur Makamı, Divan Makamı, Eviç Makamı, Hicaz (Garip) Makamı, Hüseyni Makamı, Hüzzam Makamı (Muhalif), Hicazkâr Makamı, Irak Makamı, Muhayyer Makamı,Nevruz Makamı, Nihavent Makamı, Saba Makamı, Segâh Makamı, Uşşak Makamı,Tahir Makamı, Isfahan Makamı en tanınmış olanlarıdır.
Diyarbakır’da musiki icrasında kullanılan sazların başında zilli tef geldiğini ifade eder araştırmacı Suphi Martağan, zilli tefin fasılların ana çalgısı olduğunu, zilli tef başta olmak kaydıyla zilli maşa ve darbuka, son zamanlarda ise ud, keman, kanun gibi musiki aletlerine yer verildiğini belirtmektedir… Çoğu zaman Diyarbakır’da musiki icrası sırasında sazlar olmadan da, sadece zilli tef ve zilli maşa eşliğinde türküler söylenmiştir.
Diyarbakır’da Cumhuriyetten önce Panayırlar tertip edildiğini de biliyoruz… Kent merkezine en yakın olan Ali Pınar Köyünde yapılan panayırlarda, Saz Ustalarının yarıştıkları ve onlara ödüllerin verildiği anlatılır…
Şevket Beysanoğlu. Bu panayır alanı daha sonraki tarihlerde Cumhuriyetin ilk yıllarında
Dağkapı’da, bir zamanlar Yenişehir sinemasının olduğu yerde yapılmaya başlayan panayırda Tiyatro guruplarının, meddahların, ve cambazların gösteri yaptıklarını anlatılır..
Araştırmacı Halit Ötük; Diyarbakır da ilk Resmi Musiki Cemiyetini Şark Bülbülü olarak tanınan Celal Güzelses’in kurduğunu belirtir… Ve şöyle devam eder..
22.Haziran.1943 yılında Diyarbakır Kuyumcular çarşısı içinde bulunan bir mekanda kurulan Cemiyet, münferit biçimde musiki icra eden insanları bir araya getirmiş ve zaman içerisinde musiki cemiyetinin Celal Güzelses liderliğinde civar il ve ilçelerde verdiği konserlerle halkın musiki tanışması hedeflenmiştir…
Celal Güzelses ilk musiki faaliyetlerini 1930 lu yıllardan itibaren Diyarbakır Halkevinde sürdürmüştür. Diyarbakır Halk Müziğine eserleri ile katkı sunan Kazancı Eyüp Çuhadar, Kebapçı Cemil Şallı, Çalgıcı Ayşe, Melik Ahmetli Bakkal Hamit Ağa, Mardin kapılı Daşçı Muhammed Ağa, Çalgıcı Kör GÜLLÜ, Ali Paşalı Daldanalım Ali, Aynı Minareli Kopo, Ali Pınarlı Aşık Hasan, en tanınmış bestekar ve derlemecilerdir…
Musiki Cemiyeti bu şahısların eserlerini ve derlemelerini değerlendirerek, kaybolup gitmelerini önlemiş, hayata kazandırılmalarına vesile olmuştur…
Cemiyetin faaliyetlerine Diyarbekirli saz ustaları da katılmış ve kadro zenginleşmiştir. Cemiyet o yıllarda adeta özel bir Konservatuar gibi faaliyetlerde bulunmuş ve halkın ilgisine ve sevgisine mazhar olmuştur…
Cemiyetin 12. Haziran 1939 yılında Diyarbakır da verdiği bir halk konserine 1150 kişinin dinleyici olarak katılması ilginçtir.
Çalgıcı Ede İle Medo
Çalğıcı Ayşe Hanım, Çalgıcı Medo ve Çalgıcı Hedo namı ile anılan Medine ve Hediye hanımlar, çalgıcı Zekiye Hanım, Zarife Hanım, Cümbüşçü Sabiha hanım, Maşacı Besse hanım. Udi Hayk Aşçıyan,
Cümbüşçüler… Hafız Seyfi, Kör Diran, leto, Arap Sadık, Ekrem Özceylan, Udi ve ud hocası Yumma, Kemani ve müzik öğretmeni Tvfik Aykal, Kemani Şefik Gürmeriç, Kemani ve Cümbüşçü Hüsnü İpekçi, Kemani Selahattin Mazlumoğlu, Klarnetçi Edip Gülmeriç, Kanuni Abulhaluk Ocak, Kanuni Gazi Gurbet, Kanuni Naci Balıkçı, Darbukacı Garebet Menekşe, Darbukacı Mustafa Hoştan, İbrahim Ekmekçi, Bağlama Ustası Sadık Ziypak ,
Diyarbakır’ın musiki hayatına katkıları olan şahsiyetlerdir…
Güzel sesleri ile tanınmış olanlar ise Ahmet Yüksekses (Ahmike),Berber Sait Şenses, Sadık Özbek, Yusuf TAPAN, Hakkı TAPAN, Mehmet ALİ Erdem, Eşref Atay ve Unutulmaz EFSANE ikili CELAL SEVİMLİ ve TARIK Çıkıntaş…
1960 sonrası Cemiyet Üyelerinden bir kısmının vefatları,
Kentten göç edip gidenlerin olması nedenleri ve sair sebeplerle Cemiyetin faaliyetleri askıya alındı. İlgilenen olmayınca zaman içerinde Cemiyet kapandı…
1990 lı yıllara gelindiğinde Musikiye meraklı bir dost gurubu olarak bizler DİYARBAKIR TÜRK SANAT MÜZİĞİ DERNEĞİ adı altında bir Dernek Kurduk. Amacımız dağınık olarak Müzik yapan insanları bir arada toplamak, buluşturmak ve onları tanıştırmaktı.
Derneğin güzel faaliyetleri oldu, Peryodik konserleri ilgi ile izlendi…
2000 li yıllara gelindiğinde Diyarbakır Valiliği bünyesi içerisinde Kültür Müdürlüğünün himayelerinde Diyarbakır Valiliği Türk Sanat Müziği korosu kurulunca derneğin bütün saz ve ses sanatçıları Koroya geçti… Bu Koro halen faaliyetlerine devam etmektedir…
Asıl güzel olan olay, Diyarbakır da bu sanat faaliyetinin bir temelinin olduğunu gören Dicle Üniversitesi Senatosunun bir kararı ile KONSERVATUAR kurulması ile amaç hasıl oldu ve şimdi daha bilimsel ve akademik düzeyde bir müzik eğitimi var…
DEVAM EDECEK