UNESCO Dünya Mirası Listesi'nde yer alan, tarih ve kültür zenginliğimizin incilerinden Diyarbakır Kalesi ve Hevsel Bahçeleri, ne yazık ki sessiz bir tehlikeyle karşı karşıya.
Bu değerli mirasın ayrılmaz bir parçası olan On Gözlü Köprü, çevresindeki kontrolsüz ve bilinçsiz yapılaşma nedeniyle adeta boğuluyor.
Uluslararası Anıtlar ve Sitler Konseyi (ICOMOS) tarafından hazırlanan reaktif izleme raporu, bu acı gerçeği tüm çıplaklığıyla gözler önüne seriyor.
Raporda, belirtilenler oldukça çarpıcı:
Türkiye, bu eşsiz kültürel peyzajı koruma görevinde başarısız oldu.
Dicle Nehri kıyısında yapılan yasadışı uygulamalar ve köprüyü kuşatan estetikten yoksun beton yapılar, bu tarihi köprünün 'üstün evrensel değeri'ni tehdit ediyor.
Oysa ki bu köprü, sadece Diyarbakır'ın değil, tüm insanlığın ortak mirası.
Çevrede gerçekleştirilen çeşitli projeler, köprünün tarihi dokusuna ve Dicle Vadisi'nin doğal güzelliğine geri dönülmez zararlar veriyor.
ICOMOS, bu duruma kayıtsız kalmıyor ve somut adımlar atılması gerektiğini vurguluyor.
Raporda, mevcut yapıların yıkılması, yeni bir peyzaj düzenlemesi yapılması ve köprüyü olumsuz etkilemeyecek bir konum ve ölçekte yeni projelerin tasarlanması talep ediliyor.
Ancak asıl soru şu: Bu tarihi köprüyü korumak için harekete geçmekte neden bu kadar yavaş kalınıyor?
Bir yanda tüm dünyanın ortak mirası ilan edilmiş bir yapı, diğer yanda bu mirası tehdit eden sorumsuz projeler...
Diyarbakır Kalesi ve Hevsel Bahçeleri'nin 2015 yılında UNESCO listesine girmesi büyük bir gurur kaynağı olmuştu. Şimdi ise bu mirasın en önemli unsurlarından biri, göz göre göre yok olma tehlikesiyle karşı karşıya.
İnsanlığa ait bu hazineyi korumak, sadece uluslararası kuruluşların değil, hepimizin görevi.
On Gözlü Köprü'nün etrafındaki beton yığınları kaldırılmazsa, geleceğe bırakacağımız tek miras, ihmal ve pişmanlık olacak.
Diyarbakır'ın sessiz çığlığını duymak ve harekete geçmek için daha ne bekliyoruz?