Diyarbakır İl Sağlık Müdürlüğü’nde son aylarda yaşanan gelişmeler, sadece bürokrasiyle ilgilenenlerin değil, şehirde yaşayan her vatandaşın dikkatini çekmeli.
Çünkü bu bir kişisel kavga ya da sadece makam yarışı değil. Bu, 18 bin sağlık çalışanını ve onların hizmet verdiği yüzbinlerce Diyarbakırlıyı doğrudan ilgilendiren bir konu.
Yeni Sağlık Müdürü Emre Asiltürk göreve başlayalı henüz birkaç ay oldu ama kurumda taşlar öyle bir yerinden oynadı ki, nereye baksanız bir görevden alma, bir istifa, bir iddia...
Kimse tam olarak ne olup bittiğini anlayamıyor ama ortada herkesin gördüğü net bir tablo var: Güç savaşı. Ve bu savaşın merkezinde halk yok, sağlık hiç yok.
Sözleşmesi bitmeden görevden alınamayan bir başkan yardımcısı, istifa etmediği için uzmanı olmadığı bir ilçeye gönderiliyor.
Düşünün, doçent doktor bir isim, kadrosu dışında bir yere sürülüyor. Kurumun savunması hazır: “İstifa etti.”
Oysa görevden alınanlar diyor ki: “Tarihsiz istifa dilekçesi verdirdiler.” Bu nasıl bir idari teamüldür, kimse sorgulamıyor.
Makamlar birer koltuk değil, sorumluluk yeridir. Oysa bu şehirde, son dönemde makamlar sadece satranç tahtasındaki piyonlar gibi bir o yana bir bu yana sürülüyor.
Yeni müdürün “kendi ekibini kurma” hakkı olabilir. Ama bu, liyakati, şeffaflığı, kurumsal devamlılığı ve halk yararını göz ardı etme hakkı verir mi?
Ve şimdi de, Sağlık Bakanlığı müfettişleri devrede. Sebep, iddialara göre, müdürün Ankara’ya tarifeli uçakla gidip, makam aracını boş göndermesi.
Belki de bu sadece buzdağının görünen ucu.
Belki de esas mesele, birilerinin bu kurumu kendi sahası gibi görüp, kadrolarla satranç oynaması.
Bütün bu yaşananlar gösteriyor ki Diyarbakır İl Sağlık Müdürlüğü’nde artık kimse görevinden emin değil.
Kurum içi güven sarsılmış, iddialar birikmiş ve halkın hizmet beklentisi ikinci plana itilmiş durumda.
Şehir hastanesinin etrafındaki “sağlık alanı” iddiaları da cabası.
Unutulmamalı ki; sağlık, sadece hastane binalarıyla, cihazlarla ya da tabelalarla yürütülen bir hizmet değildir.
Sağlık, adaletle, liyakatle, güvenle, şeffaflıkla yürür. Ve bir şehirde bu ilkeler sarsıldığında, zarar sadece atanmışlara değil, hepimize dokunur.
Diyarbakır, bir sağlık satrancı değil, halk sağlığı hizmeti bekliyor.