Tarihi belgelerde yer alan bilgilere göre, 19. yüzyılın ikinci yarısında Diyarbakır, ekonomik ve sosyal çalkantılarla karşı karşıya kalırken, bazı aileler bu ortamı fırsata çevirmeyi başardı.
Bu ailelerin başında gelen Kazazyanlar, özellikle 1880 kıtlığında zahire ticaretiyle büyük bir servet kazandı ve kısa sürede kentin en güçlü sermayedarları arasına girdi.
Kazazyan ailesi, Mardinli bir Ermeni Katolik olan Oseb Kazazyan ve kardeşi Hoca Cebbur etrafında şekillendi.
“Avrupa tüccarı” unvanıyla ticaret yapan bu iki kardeş, sadece un ve zahire ticaretiyle değil, aynı zamanda tefecilikle de anıldı.
Şer’iye sicillerinde yer alan bazı dava kayıtlarında da bu iddiaları destekler nitelikte bilgiler yer alıyor.
MISYONER VE KONSOLOSLARLA İLİŞKİLER
Kazazyan kardeşlerin bölgede güçlü bağları olduğu ve Amerikan misyonerleri ile Diyarbakır'daki İngiliz Konsolosluğu ile yakın ilişkileri olduğu kaydedilerek, ''Nitekim, 1880 Haziran’ında yaşanan olaylar sonrası hazırlanan İngiliz konsolosluk raporlarında, Oseb Kazazyan’ın bir şekilde korunduğu hissi veriliyordu'' deniliyor.
Oseb Kazazyan'ın, 1869 yılında çıkarılan Diyarbekir Salnamesi’nde Vilayet Hukuk ve Cinayet Temyiz Meclisi üyesi olarak yer aldığı görülürken, ardından da Vilayet İdare Meclisi'nin Hıristiyan üyelerinden biri olduğu kaydediliyor.
Kazazyan'ın 1876’da meşrutiyetin ilanıyla birlikte Mebusan Meclisi’ne Diyarbakır mebusu olarak seçildiği ifade ediliyor.
DEĞİRMENLERDEN MECLİSE
''Kazazyan, Diyarbakır’ın en büyük zahire ve un tüccarlarından biri haline geldi. Mardin Kapısı dışında birçok değirmene sahipti ve kentin un ihtiyacını büyük oranda karşılıyordu. Fırınlara zahire temin edilmesi konusunda da söz sahibiydi'' denilirken, ancak Kazazyan’ın asıl yükselişinin, 1880 yılında yaşanan büyük kıtlık döneminde gerçekleştiği bildiriliyor.
Yerel yöneticilerin hatalı kararları sonucunda, öşür zahiresi ve tüm un stoklarının düşük fiyata satıldığı, halkın açlığa mahkûm edildiği ve bu satışlardan en çok kazanan ismin Oseb Kazazyan olduğu ifade ediliyor.
SERVETİN SEMBOLLERİ: KİLİSELER VE ÇARŞILAR
''Oseb Kazazyan, elde ettiği serveti sadece ticarette değil, şehir mimarisi ve dini yapılar üzerinden de görünür kıldı. Diyarbekir’de Surp Krikor Lusavoriç Ermeni Katolik Kilisesi’ni yaptırdı. Aynı zamanda Mardin’deki Surp Hovsep Kilisesi’nin yapımında öncülük etti'' denilirken,
kentte ayrıca Ufak Çarşı olarak bilinen bir ticaret merkezinin de onun finansmanıyla inşa edildiği kaydediliyor.
Sem’anoğlu Köşkü'nde düzenlediği gösterişli davetlerle hem yerel elitleri etkilemeyi hem de siyasi gücünü pekiştirmeyi başardığı anlatılıyor.
ZİRVEDEN DÜŞÜŞE GİDEN YOL
Ticaret ve siyaseti birlikte yürüten Kazazyan ailesinin yükselişi, bir süre sonra yolsuzluk iddiaları, etnik gerilimler ve siyasi rakiplerle girilen mücadeleyle gölgelendi. Ancak tarihe, bir kıtlığı fırsata çevirerek Diyarbakır’ın en güçlü ailelerinden biri haline gelmeleriyle geçtiler.




