Tarihi belgelerde er alan bilgilere göre, Cumhuriyet’in kalkınma hedefleri doğrultusunda inşasına başlanan Fevzipaşa-Diyarbakır Demiryolu, 1932 yılına kadar Fırat Nehri’ne ulaştı. Nehir üzerine köprü yapılmasının ardından ise tahsisat yokluğu nedeniyle çalışmalar durdu. Finansman sorununun çözülmesi uzun sürdü ve hattın Diyarbakır’a ulaşması gecikti.
CUMHURİYET TARİHİNDE İLK İÇ BORÇLANMA

Şefkatli İstasyonu’ndan sonraki kısmın inşası için 12 milyon lira iç borçlanma yapılması kararlaştırıldığı ve bu amaçla 14 Ocak 1933’te 2094 sayılı Kanun çıkarıldığı belirtiliyor.
Borçlanmanın ana nedeninin, yüzde 62,5’i devlete ait olan Ergani bakır madenlerinin bir an önce işletilmesi olduğu ifade edilirken, bunun, Cumhuriyet tarihinin ilk iç borçlanması olarak kayıtlara geçtiği belirtiliyor.
HALKA AÇIK TAHVİLLER VE İKRAMİYE
10 yıllık borçlanmada, küçük miktarlarda tahviller çıkarılarak halka satıldı. Yatırımcılara hem ikramiye hem de faiz ödemesi yapılması planlandı. Böylece yabancı sermayeye bağımlılık sona erdi ve yerli sermaye devreye girdi.
Bu dönüşümün en büyük etkenlerinden birinin, 1929 Büyük Buhranı sonrası dış kaynakların kısıtlı hale gelmesi olduğu kaydediliyor.
MİLLİ ŞİRKETLERİN YÜKSELİŞİ
Aynı dönemde Sivas-Erzincan-Erzurum hattının döşenmesi, milli birkaç şirketin birleşerek oluşturduğu yerli bir gruba verildi. Bu grup, Malatya’dan başlayan Fevzipaşa-Diyarbakır hattının 140 km’lik kısmının inşaatını da üstlendi.
Ancak ayrılan bütçe yetersiz kalınca, İsveç-Danimarka ortaklığındaki yüklenici firmayla çalışıldı ve borçlanma süreci hızlandırıldı.
DEMİRYOLU SADECE BİR HAT DEĞİLDİ

Fevzipaşa-Diyarbakır Demiryolu’nun tamamlanması, yalnızca ulaşım için değil, Ergani bakır madenlerinin işletilmesi, bölge ticaretinin canlanması ve Diyarbakır’ın ülke ekonomisinde daha görünür hale gelmesi açısından da hayati öneme sahipti.
Cumhuriyet’in ilk iç borçlanma deneyimi, daha sonraki demiryolu projelerine de model oldu.




