Din, toplum hayatında önemli bir yere sahiptir. Ancak her toplum, dini inancına kendi kültürel değerlerini de katarak uygular.
Türk toplumu da dinini, Türk kültürüne ait değerlerle anlayarak yaşamaktadır. Türk kültürel değerlerinin İslam dininde en fazla görüldüğü ibadet, oruç ve onun yaşandığı ay olan ramazandır. Türk milleti ramazana ayrı bir önem vermiş ve onu en güzel şekilde yaşamış ve ramazana özgü bir kültür oluşturmuştur.
Yeryüzünde her şeyin bir yaratılış gayesi olduğu gibi eşref-i mahlûk olarak yaratılan insanın da bir gayesi vardır… Bu gaye, hak ve adaleti tesis etmektir… İbadetlerimiz, bu gayenin gerçekleşmesi ve iradelerimizi, bu uğurda eğitmek için vardır…
Günde beş vakit namazdan, en küçük bir sadakadan, zekat ibadetine kadar, her şey toplum düzeninin oluşmasına katkıda bulunurken, ferdin iradesini de eğitime tabi tutar…
İbadetle eğitilmeyen iradeler önce havanın, arzu ve isteklerin, şeytanın, sonra da başka insanların esiri olmaya mahkûmdur… Zira böyle bir eğitimle iradeler, gerçek hürriyetine kavuşur… Hür olmayan iradeler ise ancak esir olur… Diyor din alimleri…
İnsan hayatının tüm safhalarına yayılan bu eğitim programı Yaratıcımızın emriyle yılda bir ay hızlandırılmıştır. Bu ayın, Kur'an-ı Kerim'in nazil olduğu Ramazan ayına denk getirilmesi bir tesadüf değildir…
Ramazan, Sevgili Peygamberimizin Medine’ye hicret edişinin ikinci yılından bugüne kadar kesintisiz olarak İslâm coğrafyasının her tarafında, her yıl idrak edilen bir aylık ilahi bir mekteptir…
Ama Müslümanlar için, hayatın tamamı, yılın on iki ayı bir mektepten ibarettir. Ancak Ramazan, bu on iki ay içerisinde hızlandırılmış bir kurs, daha yoğun eğitimli bir okuldur.... Uluslararası hiçbir kuruluşun yapamayacağı bir organizasyondur…
Devam edecek ( Diyarbakır da Eski Ramazanlar)