Bir zamanlar "Gül Şehri" olarak anılan Diyarbakır, Osmanlı döneminde 24 farklı gül çeşidinin yetiştirildiği önemli bir üretim merkeziydi.

Bu çeşitlilik arasında yalnızca Diyarbakır iklimine özgü olan Viktorya Gülü dikkat çekiyordu. Günümüzde ise bu miras unutulmuş durumda.

YAŞAR KEMAL VE DİYARBAKIR

Diyarbakır’ın 'Viktorya'sı nasıl yok oldu

Yaşar Kemal, "Bu Diyar Baştan Başa" kitabında (Cem Yayınevi, İstanbul, 1976) Diyarbakır'dan bahseder.

Yaşar Kemal, Diyarbakır için, "gül şehri" diyor:

"Nereye gitsen gül...Her yan gül...Mardinkapı'da Millet parkı var. Parkta gülden başka hemen hiç bir çiçek yok.

Göz alabildiğine gül. Bütün şehir gül kokuyor. Satıcılar, başlarında tablaları, bağıra bağıra gül satıyorlar. Bir tanesi, bir köylü, gül sergisi yapmış, bir destesi beş kuruşa."

BİR ASIR ÖNCE GÜL BAHÇELERİYLE TANINAN KENT

Diyarbakır’ın 'Viktorya'sı nasıl yok oldu

Diyarbakır’ın bilinen tarihi 12 bin yıl öncesine, kesintisiz yerleşim tarihi ise 9 bin yıl öncesine kadar uzanıyor.

Tarihi kaynaklarda yer alan bilgilere göre, kent, kültürel ve tarihi zenginliğinin yanı sıra geçmişte "gül bahçeleriyle süslü şehir" olarak da tanınıyordu.

Osmanlı döneminde kentin Seyrantepe bölgesi başta olmak üzere birçok noktasında gül bahçeleri bulunuyordu.

Yediveren, Muhammedi, yüz yaprak, Nesrin, sarmaşık, sultan, beyaz çeper asma, Viktorya ve Hacı İbrahim gibi isimlerle anılan 24 farklı gül çeşidi burada yetiştiriliyordu.

KENTE ÖZGÜ BİR TÜR: VİKTORYA GÜLÜ

Diyarbakır’ın 'Viktorya'sı nasıl yok oldu

Prof. Dr. Kenan Haspolat’a göre, bu gül türlerinden biri olan Viktorya Gülü yalnızca Diyarbakır’ın ikliminde yetişebiliyor.

Bu özelliğiyle Viktorya Gülü, kentin florasına özel endemik bir değer taşıyor.

MUHAMMEDİYE GÜLÜNÜN ÖZEL YERİ

Diyarbakır’ın 'Viktorya'sı nasıl yok oldu

Anadolu’da uzun yıllardır bilinen Muhammediye Gülü, Diyarbakır’da da özel bir yere sahipti.

Pembe tonlarda açan, solmayan ve kokusunu uzun süre koruyan bu gül türü, halk arasında Hazreti Muhammed’in sembolü olarak kabul ediliyordu.

Prof. Haspolat, Diyarbakırlıların bu gülü çok sevdiğini ve kokusuyla huzur bulduklarını ifade ediyor.

Gül kokusunun, bilimsel araştırmalara göre, diğer kokulardan daha güçlü olduğu ve sevgi, saflık, sadelik gibi kavramları simgelediği belirtiliyor.

EKONOMİK BİR KAYNAKTI

Diyarbakır’da gül yetiştiriciliği sadece kültürel değil, aynı zamanda ekonomik bir faaliyetti.

Güllerden elde edilen gül suyu, reçel, şerbet gibi ürünler hem yerel pazarda satılıyor hem de ihraç ediliyordu. Ayrıca gülün tıbbi kullanımları da bulunuyordu.

Gül şerbeti sindirim sorunlarına, gül kökleri ise cilt hastalıklarının tedavisinde kullanılıyordu.

UNUTULAN BİR MİRAS

Günümüzde bu zenginlik büyük oranda kaybolmuş durumda. Viktorya Gülü ve diğer türlerin neden artık yetiştirilmediği net olarak bilinmiyor. Ancak uzmanlar, bu kadim geleneğin yeniden canlandırılmasının hem ekonomik hem kültürel açıdan Diyarbakır’a katkı sağlayacağını belirtiyor.

Muhabir: NAZMİ KAHRAMAN