Tarihi kaynaklarda yer alan bilgilere göre, Diyarbakır, tarih boyunca ticaret yollarının kavşağında yer alan önemli şehirlerden biri olarak dikkati çekti. 19. yüzyılda bölgeyi ziyaret eden birçok yabancı seyyah, kentin hanları, çarşıları ve yoğun ticari hayatına dair ayrıntılı gözlemler aktardı. Bu gözlemlerin merkezinde ise Hasan Paşa Hanı yer aldı.
SEYYAHLARIN DİKKATİNİ ÇEKTİ
1816 yılında Diyarbakır’ı gezen İngiliz seyyah J. S. Buckingham, şehir merkezinde tam 15 han (kervansaray) bulunduğunu kaydetti.
Yüzyılın sonlarına gelindiğinde ise Fransız diplomat V. Cuinet, şehirdeki han sayısını 19 olarak belirtti ve büyük kubbeli bir çarşının varlığını not etti.
TİCARETİN MERKEZİ
Bu hanlar arasında Hasan Paşa Hanı'nın, hem mimarisi hem de işleviyle öne çıktığı kaydedilirken, 1683 yılında Diyarbakır’a gelen Ermeni seyyah Polonyalı Simeon'un, hanın üç katlı olduğunu ve yapının hem ihtişamından hem de ekonomik faaliyetlerinden övgüyle bahsettiği anlatılıyor.
'URFA’DAKİNDEN DAHA İYİ''
Buckingham, Hasan Paşa Hanı’nın Urfa’daki benzerlerinden daha iyi olduğunu yazarken, alt avluda mısır pazarı kurulduğunu ve mısır fiyatlarının burada belirlendiğini ifade ediyor.
Seyyah, çevresindeki ambarların mallarla dolu olduğunu, üst galerilerde ise farklı ticaret ve üretim faaliyetlerinin sürdüğünü anlatıyor.




