Kaldırımlar, yavaş adımlarla yürüyen insanların izini taşıyor. Üzerlerinde kalın paltolar, başlarında başörtüleri… Tabelalarda “Diş Hekimi”, “KBB Uzmanı” yazıyor; bankaların isimleri altın harflerle vitrinlerde parlıyor. Caddenin ortasında İstanbul plakalı bir Mercedes, onun hemen yanı başında Singer aracının silueti…
İKİ ZAMANIN TAM EŞİĞİNDE
Arka planda, demir tekerleklerin taşlara vuran tok sesiyle ilerleyen at arabaları. Ön planda, farlarıyla geleceğe bakan otomobiller… Şehir, sanki iki zamanın tam eşiğinde duruyor: Bir ayağı gelenekte, diğer ayağı modernleşmenin kapısında.
Bu kare, fotoğrafçı Eric Janus’un objektifinden… 1960’ların sonlarında “Doğu’nun Paris’i” diye anılan Diyarbakır’dan bir kesit. Kar, sessizce şehri beyaza bürürken, caddede hem geçmişin hem de geleceğin izleri aynı anda akıyor.
BİR AYAĞI GELENEKTE, DİĞERİ MODERNLEŞMENİN KAPISINDA
Antoloji Diyarbakır’ın paylaştığı bu fotoğraf, 55 yıl öncesine, Gazi Caddesi’nin insanla, at arabasıyla, otomobille, tabelalarıyla başka türlü aktığı zamanlara götürüyor.
O günlerde cadde, sadece bir yol değil; değişimin, umutların ve hafızaların tam ortasındaki bir sahneydi. Ve şimdi, bu kareye bakan herkes, kendi hatıralarından bir parçayı o soğuk kış gününe bırakıyor.




