Müslüman ve gayrimüslim halkın sevinçte ve tasada nasıl tek bir aile olduğunu gösteren sararmış albüm yaprakları, bugün bizlere barış içinde bir arada var olabilmenin zamansız formülünü yeniden hatırlatıyor.
Bu köklü ve çok kültürlü toplumsal hafızayı bugün bize en berrak haliyle anlatan unsurlar ise geçmişin o birleştirici ruhunu taşıyan tarihi fotoğraflardır.
1908 yılında Istepan Manugyan ile Lusya Tütüncüyan’ın Surp Gragos Kilisesi’nde yapılan düğününü belgeleyen bu nadide kare, Bedros Istepanyan aile albümünden çıkmış ve Osman Köker sergisiyle gün yüzüne kavuşmuştur.
Fotoğraftaki o kalabalık aile topluluğu, asil duruşlar ve dönemin estetiği, Diyarbakır’ın köklü Süryani cemaatinin sosyal yaşamını ve şehrin ihtişamlı geçmişini tüm canlılığıyla gözler önüne seriyor.
Zaman akıp gitse de bu ortak yaşam iradesi Cumhuriyet döneminde de bağını hiç koparmadan sürdürdü.
1956 yılında Esma Ocak Evi’nde gerçekleşen Zeki Sobacı ve Viktorya Şakarer’in nikâh merasimi, farklı inanç gruplarının nasıl iç içe geçerek tek bir aile oluşturduğunu belgeler nitelikte.
Müslüman ve gayrimüslim komşuların, şehrin o edebi ve kültürel atmosferine sahip özel bir yuvada, ortak bir mutluluğa attığı bu imza, Diyarbakır’ın birleştirici ruhunu simgeliyor.
Bugün o eski günlerin üzerinden yıllar geçmiş olsa da Diyarbakır Surları'nda hala o çok dilli duaların, omuz omuza kutlanan bayramların izi var.
Bu değerli fotoğraflar, bizlere sadece nostaljik birer anı sunmakla kalmıyor; geleceğe sevgiyle ve saygıyla yürüyebilmemiz için muazzam bir insanlık mirasını fısıldıyor.





