Diyarbakır’ın yakın tarihine ışık tutan Diyarbakır Şer’iyye Sicilleri (Mahkeme Kayıtları), eşine az rastlanır bir mülkiyet kavgasına ve adalet mücadelesine sahne oldu.

Tanzimat sonrası dönemin (1839-1873) hareketli günlerinde, kentin Arap Şeyh Mahallesi’nde yaşanan olayda; hırs, öfke ve hukukun üstünlüğü karşı karşıya geldi.

2026 LGS'de kaç birinci çıkacak?
2026 LGS'de kaç birinci çıkacak?
İçeriği Görüntüle

Bir mülkü hileyle ve paranın gücüyle ele geçirmeye çalışan Abraham isimli şahıs, Fransız uyruklu Ohannes’in sert direnişiyle karşılaşınca işler çığırından çıktı. Tartışma öyle bir boyuta ulaştı ki, sinirlerine hakim olamayan Ohannes mülkünü ateşe verdi.

İşte İstanbul’u bile ayağa kaldıran o sıra dışı davanın resmi arşivlerden çıkan detayları..

''Daha Fazla Para Veririm' Diyerek Araya Girdi''

Arşiv belgelerine göre her şey, Gari bint-i Moşe isimli kadının, evini kendi rızasıyla Fransız uyruklu Ohannes veled-i Bobo’ya 475 kuruşa satmasıyla başladı.

Satış yasal olarak tamamlanmış, paralar ödenmiş ve taraflar el sıkışmıştı. Ancak mahalle sakinlerinden Abraham veled-i Moşe, bu yasal satışı sindiremeyerek sinsice devreye girdi.

Gözünü söz konusu eve diken Abraham, yapılan hukuki sözleşmeyi hiçe sayarak ev sahibine 650 kuruş gibi çok daha yüksek bir meblağ teklif etti.

Abraham, baskı, hile ve para gücüyle evi Ohannes'in elinden alabileceğini düşündü.

''Sana Yar Edeceğime Yakarım!'' Dedi, Kül Etti!

Hukuken satın aldığı evini hilekâr bir fırsatçıya teslim etmek istemeyen Ohannes ile Abraham arasındaki tartışma kısa sürede alevlendi.

Haklı davasında köşeye sıkıştırılmaya çalışılan Fransız Ohannes, öfkeden gözü dönünce, ''Sana yar etmektense yakarım'' diyerek evi ateşe verdi.

Kadı ''Butlan'' Dedi, İstanbul Kararı Değiştiremedi

Yangının ardından taraflar soluğu Diyarbakır Mahkemesi'nde aldı.

Dönemin Diyarbakır Kadısı, İslam hukukunun temel ilkelerini işleterek tarihe geçecek bir karara imza attı.

İlk satışın tarafların özgür rızasıyla ve usulüne uygun olarak bittiğini belirten kadı, Abraham'ın sonradan araya girerek, açgözlülükle yaptığı ikinci sözleşmeyi ''butlan'' (geçersiz/batıl) saydı ve Fransız Ohannes'i haklı buldu.

Haksız kazanç ve baskıyla mülk edinmeye çalışan Abraham büyük bir hüsrana uğradı.

Mahkemenin verdiği bu tokat gibi kararı kabul etmeyen ve şansını sonuna kadar zorlamak isteyen Abraham, nüfuzunu kullanarak davayı İstanbul’daki üst mahkemeye taşıdı. İstanbul’dan gelen emirle dava Diyarbakır’da yeniden görüldü ancak, ''butlan'' kararı değişmedi.

Butlan Nedir?

Bir hukuki işlemin kurucu unsurlarından birinin eksikliği veya hukuka aykırılığı nedeniyle baştan itibaren geçersiz/hükümsüz sayılması durumudur.

Kaynak: Prof. Mustafa Öksüz