Diyarbakır'da bir dönem sokaklarda yankılanan tekerlemeler, artık sadece anılarda yaşıyor. Mahalle aralarında oynanan oyunların vazgeçilmez bir parçası olan bu sözlü kültür öğeleri, dijital çağın etkisiyle sessizliğe gömüldü.
ÇOCUKLARIN OYUN DİLİ ZAMANA DİRENEMEDİ
Yapılan araştırmalara göre, Diyarbakır’da geçmişte çocukların oyun oynarken sıklıkla söyledikleri tekerlemeler, mahalle kültürünün önemli bir parçasıydı. Bu tekerlemeler, sözlü kültürün aktarımında rol oynarken çocukların sosyal iletişimini de güçlendiriyordu.
Geleneksel sokak oyunlarında sıkça duyulan bazı tekerlemeler şöyleydi:
"Alti aydır gışımız, çortidir aşımız, gargadır guşumuz, darıdır lavaşımız"
"Çelim çelim çemçecük, çemçeğüne ne gele, ineklere ot gele, bizavlara süt gele"
"Tarlada çamur tabakta hamur, ver Allah’ım ver bir sürü yağmur"
TEKERLEMELER YERİNİ DİJİTAL SESLERE BIRAKTI
Apartman yaşamının yaygınlaşması, açık alanların azalması ve teknolojik araçların günlük hayatta daha fazla yer kaplamasıyla birlikte sokakta oynanan oyunlar kadar, bu oyunlara eşlik eden tekerlemeler de kayboldu.
Bir zamanlar oyunlara renk katan, çocuklar arasında eğlenceli bir iletişim aracı olan şu dizeler artık sadece hatıralarda yer buluyor:
"Zippım zippım zippedarım, tamşin tamşin tamama"
"Elim elim epenek, elden çıkar kepenek"
"Hey vit vit eden guş, hesabın oldi yalniş"
''Çelim çelim çemçecük, çemçeğüne ne gele, ineklere ot gele
bizavlara süt gele...''
''Tarlada çamur tabakta hamur, ver Allah’ım ver bir sürü yağmur, çıngın çıngır çıngır tas….''
''….hamamcının tası yok, külhancının saltası yok, çarşıda bir tazı gezer, boynunda tasması yok….''
MAHALLE KÜLTÜRÜNÜN KAYBI SÖZLÜ GELENEĞİ DE ETKİLEDİ
Sözlü kültürün önemli bir taşıyıcısı olan çocuk tekerlemeleri, artık yeni nesil tarafından bilinmiyor. Mahalle ilişkilerinin zayıflaması, çocukların ortak alanlarda vakit geçirme imkanının azalması bu geleneğin aktarımını da durdurdu.
Günümüzde bu tekerlemeler ancak yaşlı kuşakların hafızasında yaşıyor. Çocukların kendi aralarında kullandığı dilin, oyun kültürünün ve mahalle yaşamının değişimiyle birlikte bu sözlü miras da sessizliğe büründü.




