Genel

Çaresizlik sadece bir duygu mu, yoksa modern zamanın hastalığı mı?

Hayatın zorlu virajlarında herkesin kapısını çalan o ağır his: Çaresizlik. Kimileri için geçici bir bulut, kimileri içinse içinden çıkılmaz bir tünel. Peki, neden çaresiz hissederiz ve bu duyguyla nasıl başa çıkılır?

Abone Ol


İşte uzman görüşleri ve vatandaşın dilinden "çıkmaz sokaklar"...

Çaresizlik, en yalın tanımıyla; kişinin karşılaştığı bir sorun karşısında çözüm üretemediğini ve kontrolün tamamen elinden çıktığını hissetmesidir.

Uzmanlar, bu duygunun stresli olaylar veya ağır travmalar sonucu tetiklenen negatif bir hissiyat olduğunu belirtiyor.

Psikoloji literatüründe bu durum uzun süre devam ettiğinde; sadece bir üzüntü olarak kalmıyor; yerini derin bir umutsuzluğa, kaygıya ve hayat enerjisinin tamamen tükenmesine bırakıyor.

''NE YAPSAM DEĞİŞMEZ'' TUZAĞI

Uzman psikologlar, çaresizliğin en tehlikeli boyutunun "öğrenilmiş çaresizlik" olduğunu vurguluyor.

Kişi defalarca denemesine rağmen sonuç alamadığında, zihnin bir savunma mekanizması geliştirerek ''ne yapsam değişmez'' düşüncesine hapsolduğu belirtiliyor.

Bu durumun bireyin çaba göstermesini engelleyen zihinsel bir engele dönüştüğünü ifade eden uzmanlara göre, sadece bireysel değil, toplumsal bir sorun olan bu duygunun arkasında; ekonomik belirsizlikler, gelir adaletsizliği ve yoğun gelecek kaygısı yatıyor.

''İŞSİZLİK VE BELİRSİZLİK''

Sokaktaki vatandaş için çaresizlik teorik bir tanıdan ziyade, günlük hayatın sert bir gerçeği.

İş arayan bir vatandaş, "Defalarca başvurup geri dönüş alamadığınızda, bir süre sonra kendinizi bir boşlukta, tamamen çaresiz hissediyorsunuz" sözleriyle yaşadığı motivasyon kaybını özetliyor.

Uzmanlar, özellikle genç neslin, gelecek planları yaparken karşılaştıkları belirsizliklerin çaresizlik hissini tetiklediğini ifade ediyor.

Bazı vatandaşlar ise çaresizliğin iki ucu keskin bir bıçak olduğunu; insanı bazen tamamen durdururken, bazen de en dipten ayağa kalkmak için yeni yollar aramaya zorladığını belirtiyor.

Günlük hayatta işsizlik, maddi zorluklar ve sosyal adaletsizlik gibi faktörlerle beslenen bu duygunun, modern toplumun çözülmesi gereken en önemli psikososyal düğümlerinden biri olarak durduğu kaydediliyor.

< type="adsense" data-ad-client="ca-pub-3665521868588912">