Camiler Kadro Harici İlan Edilip Satıldı. Erken Cumhuriyet Dönemi’nde çıkarılan kanun ve talimatnameler ile camiler kadro dâhili ve kadro harici olarak tasnif edilmiş; tasnif sonunda kadro haricine çıkarılanlar kapatılmış veya satılmıştır…

Bazı camiler ise kadro dâhili olsalar bile, kişi ve kurumlarca depo olarak kullanılmışlardır. Tarihi değeri olan ve ibadete açık olan birçok caminin ayrıca askeri birliklerin işgalinde kaldığı da bilinmektedir.

Bu dönemde bazı kurumlar buğday, un, sanat eseri, tarihi eser, silah ve benzeri eşyaları koymak için camileri istemiş ve almışlardır. Bu duruma zaman zaman Vakıflar Müdürlüğü ve Diyanet İşleri Başkanlığı’nın itiraz ettikleri, bazen itirazlarının kabul edildiği ve camilerin kurtarıldığı vaki olmuştur.

Bu süreçte kira ve işgal edilen camilerin kötü kullanıldığı ve birçoğunun tahribata uğradığı sıklıkla kayıtlara geçmiştir…

Cami ve Mescitlerin Satılması

Cumhuriyetin inşa yılları olan 1930’larla birlikte hazırlanan tasnif talimatnameleri ile çok sayıda cami kadro haricine çıkarılıp kapatılmıştır. Kapatılan camilerin satışları 1927 yılında sıklaşmış olmasına rağmen, hukuki açıdan satışların hangi kurallar çerçevesinde yapılacağı 1935 tarihinde çıkartılan kanunlar ile belirlenmiştir…

Bu kanunların yürürlüğe girmesiyle birlikte Tek Parti iktidarı cami kapatma-satma uygulamalarının hukuki altyapısını tamamlamıştır…

Böylelikle bu dönemde ihtiyaçtan fazla olduğu düşünülen camiler tasnif sonunda kadro dâhili veya hârici olarak ikiye ayrılmış, kadro harici ilan edilenler ivedilikle elden çıkarılmıştır. Bu elden çıkarılma, satış şeklinde olmakla beraber, bazılarının ordu (asker) emrine tahsis edildiği de olmuştur…

Özellikle savaş hallerinde veya savaş ihtimali güçlü olduğu zamanlarda kadro dâhili veya harici olduğuna bakılmaksızın birçok cami askeri birliklere geçici askerî kışla veya ikametgâh olarak tahsis edilmiş... Bkz. Ersin, Yasin-Fahri Sakal (2021). “Tek Parti Devrinde Cami ve Mescitlerin Satılması”. Vakıflar Dergisi, (56), 163-182.

Askeriyenin dışında kamu kurumları, mesela Ziraat Bankası, Toprak Mahsulleri Ofisi veya müzeler de bazı durumlarda camileri depo olarak kullanmışlardır. Siyaseten nüfuzlu kişilerin de camileri depo olarak kullandıkları görülmüştür.

Bunları sınıflandırarak şöyle sunabiliriz.

“Cihet-i Askeriyece İşgal Edilen” ve Depo Olarak Kullanılan Camiler Cumhuriyetin başından beri yer darlığı gerekçesi ile camilerin “işgal” edilmesi ve depo olarak kullanılması hem mülki hem de askeri kurumların sıkça başvurduğu bir uygulamaydı….

Bununla birlikte Cumhuriyetin güç şartlarda ilan edilmesi, askerin dışarda ve bilhassa içerdeki caydırıcı kuvvetinin önemi ve rejimin koruyuculuğu şeklindeki ödevi hayati addedildiğinden gereksinimlerinin giderilmesi öncelikli idi.

Diğer taraftan bazı mescit ve camilerin müzeye, okuma salonuna ve kütüphaneye dönüştürülmeleri, Cumhuriyeti kuran kadroların ideolojisini, yaklaşımını ve felsefesini göstermekteydi. Atatürk’ün açıkça belirttiği üzere Ordu rejimin muhafızı idi.

Okuma salonları ve kütüphaneler uygarlaşmanın vasıtası, müzelerse ise ulus bilinç inşasının sembol mekânları olarak görülmekteydi. (Obuz, 2017: 1448). Bu anlayış rehberliğinde Türkiye’de tek partili yılların içinde bulunduğu konjonktür ve dünyada totaliter rejimlerin yarattığı atmosferin etkisiyle, Milli Müdafaa Vekâleti ile Evkaf Umum Müdürlüğü arasında 452 sayılı bir koordinasyon kararı akdedilmiştir…

Yapılan müzakereler sonucunda ibadet ihtiyaçlarının dikkate alınması ve kullanımdan kaynaklı zararların ilgili kurumca yapılması şartıyla ilk önce kadro haricine çıkarılan cami ve mescitlerin askeriyece kullanımı kararlaştırılmıştır (Öztürk, 1995: 511-513).

Camilerin de dâhil olduğu çeşitli mekanların devlet kurumları tarafından kullanımına imkân sağlayan prosedür 1939 yılında tamamlanmış, ancak cami “işgalleri”ni konu edinen arşivdeki vesikalardan anlaşıldığı kadarıyla daha 1920’lerin ikinci yarısından itibaren bu işgaller başlamıştır.. Cami “işgallerini” düzenleyen 1939 tarihli ve 3634 sayılı kanun ise var olan fiili durumu hukukileştirmiştir (Esen, 2011: 125).

Bu minval üzere II. Cihan Harbi esnasında aşırı miktarda askeri silah altına alan devlet, bu askerleri barındıracak kâfi miktarda kışla bulamadığından, bazı cami ve dinî eserleri askere tahsis etmiştir. Bu bakımdan “Cihet-i askeriyece işgal edilen camiler” arşivde önemli bir başlıktır. Bu dönemde hem askerlerin kalması için hem de mühimmat ve silah deposu olarak kullanmak adına camilere el koyulmuştur.

Tarihi ve mimari değeri olmayanlar

Tarihî ve mimarî değeri olmayan eserler ordu emrine verildiği gibi, tarihî ve sanat değeri olanların da bazıları ordu emrine verilmiştir…Tarih ve sanat değeri olanların işgalinden dolayı zaman zaman bunların boşaltılmaları istenmiştir…Hatta bir belgede görüldüğü üzere “askerin işgali altında bulunan cami, mescid vb. binalardan tarihi değeri” olanlar gibi, “olmayanların da boşaltılması” istenmiş, ancak buna karşı “Millî Müdafaa Vekâleti” tarihî ve mimarî değere sahip olsalar bile, bu eserlerin boşaltılmaması için direnmiştir (BCA, MGM K, 30-10- 0-0/192-316-2).

Kadro harici olanlar

Kadro harici olanlar, diğer bir ifade ile tarihi ve mimari değerden mahrum bulunanlar zaten uzun süre asker işgalinde kalmışlardır… Tüm bunların geçerli hale getiren durum 3634 sayılı Milli Müdafaa Mükellefiyeti Kanunu’ndaki hükümle gerçekleşmiştir… Bu kanundaki “11. Madde”ye göre; askeriyenin ihtiyacı için devlet, sonra belediyeler, özel idare ve bunlar yetişmezse vakıflar idaresine ve halka ait yerlerin işgal edilebileceği tasrih olunmuştu…

452 sayılı koordinasyon heyeti kararının 14. maddesinde de mahalli ihtiyaç fevkinde bulunduğu valiliklerce tespit edilecek mabetlerin işgal edilebileceği ve bu takdirde mabetlerin iyi muhafaza edileceği belirtilmekteydi.

İstisnai haller durumunda uygulanacak bu 4 “Vatanın ve rejimin koruyucusu olmakla kalmayıp en geniş ve hakikî mânasiyle bir sulh âmili ve bir eğitim ve Öğretim ocağı olan yenilmez ordumuzun...” Mustafa Kemal Atatürk, Atatürk’ün Söylev ve Demeçleri, “C. 1, (Derleyen Nimet Arslan), TTK. Yayınları, Ankara 1989, s. 429. 5 https://www.mevzuat.gov.tr/MevzuatMetin/1.3.3634.pdf (Erişim Tarihi: 11/04/2022). Tek Parti Döneminde Camilerin Amaçları Dışında Kullanılması Vakıflar Dergisi 58 - Aralık 2022 212 kanun, uygulamada önem ve amacından saptırılarak ilk önce camilerin işgal edilmesine ve dolayısıyla pek çok sanat eserinin harap olmasına sebebiyet vermiştir…

II. Cihan Harbi döneminde “cihet-i askeriye” emrine verilen camiler hakkında 6 Eylül 1939 tarihinde valiliklere yazılan talimat ise şöyledir; (BCA, MGM K, 30-10-0-0 /192-318-6): “Ciheti askeriyece istenilecek camiler hakkında vaziyeti hazıranın devamı müddetine münhasır olmak üzere mahalli komutanların göstereceği kati lüzum ve hakiki ihtiyaca göre evvela kadro harici, ondan sonra tarihi ve mimari kıymeti bulunmayan camilerin ordu ihtiyacına verilmesi ve ecdat yadigârı olan ibadetin tamir ve ihtiyaçları için çok paralar sarf edilmekte olmasından zaruri hallere inhisar ettirilecek olan bu işgal lüzum ve ihtiyacının valilerin takdirlerine bırakıldığı (…)” Burada “vaziyet-i hazıra” derken II. Cihan Harbi’nin ülkede yol açtığı mevcut durum kast edilmektedir. O dönemde Türkiye’nin bir milyonun üzerinde askeri silahaltına aldığı biliniyor. Bu durumda “mahalli komutanların” göreceği lüzum üzerine öncelikle kadro harici olan camiler, bunlar ihtiyacı karşılamazsa “tarihi ve mimari kıymeti bulunan camilerin de ordu ihtiyacına verilmesi” bildirilmiştir.

DEVAM EDECEK