Bu günlerde Diyarbakır Anı Müzesi olarak onarıma alınan Diyarbakır E Tipi Cezaevi, Türkiye’nin en tartışmalı hapishanelerinden biriydi… Bu cezaevi yalnızca bir ceza infaz kurumu olmanın ötesinde, siyasi ve toplumsal birçok olayın merkezi haline gelmişti…
Tarihi, mimarisi ve barındırdığı insan hikâyeleriyle, birçok kişi için derin anlamlar taşımaktadır…
Bu makalede, Diyarbakır Cezaevi’nin tarihine, yapısına ve anılarına odaklanarak, bu yerin Türkiye’nin toplumsal hafızasındaki yerine ışık tutmaya çalışacağız…
Diyarbakır Cezaevi ya da Diyarbakır Askerî Cezaevi… 1972'de yapımına başlandı, 4 Temmuz 1980'de açıldı… 12 Eylül Darbesi'den sonra askerî yönetime devredilerek Sıkıyönetim Askerî Cezaevi olarak kullanıldı…
İşkence olaylarıyla ön plana çıkan bu cezaevine gazeteci olarak girdim… Nasıl mi? Anlatayım…
Ulusal bir gazetede yayınlanan ” Askeri Cezaevinde işkence var “ haberi üzerine dönemin 7. Kolordu Komutanı Kemal Yamak’ın Kurmay Başkanlığınca cezaevini göstermek ve gezdirmek üzere ulusal gazete bürolarına açılan telefonla birer muhabir istendi…O tarihlerde muhabir olarak çalıştığım Türk Haberler Ajansından ben katıldım…
Cezaevi kapısındaki turnikeden geçtik… Üst aramasından sonra önümüzde Diyarbakır Cezaevi'nde iç güvenlik komutanı olarak görev yapan Esat Oktay Yıldıran ve korumaları ile cezaevi koridoruna girdik… Temizlenmiş pırıl, pırıl koridorun ortalarına doğru geldiğimizde hücresinden çıkarılıp bir sandalyede oturtulan dönemin Belediye Başkanı Mehdi Zana oturuyordu…. Esat Oktay Yıldıran basın mensuplarına “başkana surunuz varsa sorun” dedi… O dönem Hürriyet Haber Ajansı Bölge temsilcisi Talat Polat Mehdi Zanaya “ Başkan karavana nasıl, su var mı ?” sorularını sordu… Mehdi Zana bu soruya sadece “ iyi “ diye cevap verdi…
Girdiğimiz, gezdiğimiz her koğuş kapasitesinin üzerinde kalabalık ve koğuştaki tutukluların hepsi ayakta, hazrol vaziyette bizlere komutanım diye hitap eden bir tabloyla karşılaştık…Bu bir korkunun, sinmenin tablosuydu, görüntüsüydü…
E Tipi Cezaevi yaklaşık 600 kapasiteliydi ancak doluluk oranı zaman zaman 900'e kadar da yükselebilmekteydi… Politik tutuklu ve hükümlülerin kaldığı D Tipi Cezaevi'nde ise kapasite 700-750 arasındaydı.
İşkence iddiaları ile ön plana çıktı.… The Times gazetesine göre "dünyanın en kötü şöhretli 10 cezaevi" arasında yer almaktadır... 1981 ve 1984 yılları arasında cezaevinde 30 kadar kişi öldü... 9 Mayıs 1988 tarihinde Adalet Bakanlığına devredildi.… Cezaevi hakkında belgeseller çekildi ve kitaplar yazıldı. Günümüzde ise müze olması planlanmaktadır. Bu günlerde onarım çalışmaları devam ediyor…
Devam Edecek ( İşkence İddiaları)