Tarihi ve Özelliği... Mesuddiye Medresesi Diyarbakır'ın Sur ilçesinde yer almaktadır…

Medresede yer alan kitabelere göre, inşasına 1198 tarihinde Artuklu Beyliği Meliki Ebu Muzaffer Sökmen tarafından başlamış, Melik Salih Mahmut tarafından devam edilmiş, Melik Salih Mahmut’un ölümünden sonra da El Mesud lakaplı Mevdud tarafından 1223 yılında yapının tamamlandığı birçok kaynakta belirtilmektedir.... Medresenin planı Halepli Usta Cafer Bin Mahmud tarafından yapılmıştır…

Medresenin iki girişi vardır… Girişlerinden biri Ulu Camii'ye açılıyor… Asıl kapısı ise medresenin kuzeyinde yer alır…. Kareye yakın bir plana sahip olan avlunun güneyinde biri büyük üç kemerli revak yer almaktadır… Kesme taşlarla imar edilmiştir… Açık avlulu, iki katlı medrese plan şemasına sahiptir…

Bezeme ve kitabeleriyle değerli bir sanat eseri olan medresenin Ulu Cami avlusuna açılan kapısının sağ tarafındaki mihrabın iki yanına yerleştirilmiş döner taş sütunlar dikkat çekicidir….

802 yıldan Beri Dönen Sütunlar

Bu sütunlara dönen sütunlar deniliyor… Sütunların yapılmasındaki amaç, herhangi bir depremde veya doğal afetlerde yapıda bir kayma veya çökme olup olmadığını öğrenmek için konulmuştur… Çevrilen bu sütunlar yavaş veya dönmezse, o zaman yapı zarar görmüş demektir…

Günümüzde bu sütunlardan sağ taraftaki sütunda bir değişiklik olmadığı, sol taraftaki sütunun sağ sütuna göre dönmesinde biraz daha yavaş olduğu tespit edilmiş, bunun da 1975 yılında Lice İlçesinde meydana gelen depremden zarar gördüğü tahmin ediliyor…

Eserler farklı Kültürlerin Birleşeni

Anadolu’nun İlk Üniversitesi Diyarbakır’da

Diyarbakır’da bulunan mimari eserlere bakıldığında, farklı kültür çevrelerinin bir bileşeni olarak ortaya çıktıkları anlaşılmaktadır. Buradaki eserleri oluşturan kaynaklar; Irak, Suriye ve İran gibi kültürlerin sanat anlayışından azami ölçüde beslenmişlerdir. Diyarbakır’da bulunan yapıların farklı ve zengin görünüşü, bu coğrafyanın yüzlerce yıldır oluşturduğu köklü geleneğin yarattığı ortamdan gelmektedir.

Anadolu’nun İlk Üniversitesi Diyarbakır’da

Şehirdeki Artuklu, Akkoyunlu ve Osmanlı eserleri incelendiğinde farklı kültürlerin etkileşimi net bir biçimde görülebilmektedir. Özellikle şehirdeki Artuklu eserlerine bakıldığında, Suriye, Irak ve Mısır’daki Eyyubi, Zengi ve Memlük dönemi eserleriyle bağlantılı bir etki kendisini göstermektedir (Sözen, 1971, s. 15-16).