MIT (Massachusetts Teknoloji Enstitüsü) öncülüğünde yapılan araştırma, insan kaynaklı kimyasal salımların etkisinin sanılandan onlarca yıl önce hissedildiğini gösterdi.
Bilim insanları, modern atmosfer izleme teknolojilerinin geçmişte de var olduğu varsayımıyla bir ''düşünce deneyi'' gerçekleştirdi.
Bu kapsamda atmosferin 20. yüzyıl boyunca nasıl değiştiği yeniden modellendi ve ozon kaybının ilk izlerinin ne zaman tespit edilebileceği incelendi.
Araştırmaya göre, ozon tabakasındaki ilk anlamlı incelme sinyalinin 1957 yılı civarında ortaya çıktığı belirtilerek, bu tarihi, Antarktika üzerindeki ozon deliğinin keşfinden yaklaşık 30 yıl öncesine denk geldiği bildirildi.
Çalışmanın dikkat çekici bulgularından birinin de, ilk ozon kaybının Antarktika’da değil, tropikal üst stratosferde tespit edilmesi oldu.
Bilim insanları, bu bölgede doğal atmosfer dalgalanmalarının daha düşük olması nedeniyle insan kaynaklı değişimlerin daha erken fark edilebildiğini belirtiyor.
Araştırma ayrıca, ilk ozon kaybının temel sorumlusunun yaygın olarak bilinen kloroflorokarbonlar (CFC’ler) değil, daha önce kullanılan karbon tetraklorür adlı endüstriyel kimyasal olduğunu ortaya koydu.
Bu maddenin 1930’lardan itibaren kuru temizleme ve yağ çözücü olarak yaygın şekilde kullanıldığı kaydedildi.
Bilim insanları, karbon tetraklorürün 1940’lardan itibaren atmosferde artış gösterdiğini ve bu artışın ozon tabakasında ölçülebilir bir incelmeye yol açtığını belirledi. CFC’lerin ise bu süreçten çok daha sonra etkili olmaya başladığı ifade edildi.
Bilim insanları, ozon tabakasının sanılandan daha uzun bir süredir baskı altında olduğunu ifade ederek, şöyle dedi:
''Özellikle erken dönem endüstriyel kimyasalların etkisi yeterince dikkate alınmadı.
Sonuç olarak çalışma, ozon tabakasındaki incelmenin başlangıcının sanılandan çok daha erken bir döneme uzandığını ve bu sürecin yalnızca CFC’lerle değil, daha eski endüstriyel kimyasallarla da bağlantılı olduğunu ortaya koyuyor.''




