2-354

Yazar Arif Özavcı, ilk kitabında 1970'li yılların Diyarbakır'ını bu kitabında ise 1980'li yılların zor şartlarında yaşadıklarını öykü tadında kaleme aldığını belirterek, ''Kitapta yer alan aynı zamanda arkadaşım olan Şehan o dönem Türkiye'deki siyasi basılar dolayısıyla Almanyaya gçö etmek zorunda kalırken orada da yabancı düşmanı Noe-Nazilern hedefi oldu. 12 Eylül darbe sürecinin yanı sıra Diyarbakır'dan başlayıp Berlin'de sonlanan hayat hikayesini ele aldım.'' dedi.

Diyarbakır'da 900 yıl önce robotlar vardı
Diyarbakır'da 900 yıl önce robotlar vardı
İçeriği Görüntüle

7.-35

Arif Özavcı, ''Diyarbakırlı Diyojen''in arka kapağında yer verdiği özetinde şu ifadler yer alıyor:

''12.Eylül 1980 darbe öncesi Ankara’sında 20 yaşlarında gençlerdik. Anı romanını yazdığım Şehan’ın kaderi hepimizden farklı oldu. ODTÜ’de okurken yarıda bırakmak zorunda kaldı. Mezun olamadığı için Almanya’da bir fabrikada işçi olarak çalıştı. Berlin’de doğan çocukları okuyup iyi bir eğitimle çalıştığı fabrikaya üst düzey yönetici oldular. Bende uzun yıllar Tıbbi cihaz firmalarında yöneticilik yaptım. Bir yandan gazetelere köşe yazıları yazıyordum. Şehan’ı sonsuzluğa uğurladıktan sonra ailesi hatıra defterini bana verdi. Zaten Diyarbakır ve Ankara’da geçen olayları kısmen beraber yaşamıştık. Anı romanı yazmak için biraz daha ayrıntı almak için gazeteci olarak akrabalarıyla röportaj yaptım.
Aile bireylerinin bazen birbirini anlamadıklarını düşündüm. Telefon konuşmalarında çoğu zaman Türkçelerinin arasında Almancaya dönüyorlardı. Almanca bildiğimden doğallığı bozmamak adına bazıları Almanca olan cümlelerin Türkçe açıklamasını, Diyarbakır şivesi konuşmalarını da bilmeyenler için hemen yanına açıklama yazdım. Amacım sizler okurken o atmosferi hissetmenizdi. Şehan’ın babası hacca gitmiş dindar bir Müslümandı. Evlerinde Kürtçe kısmen Zazaca konuşurlardı Ancak Diyarbakır Meryem Ana kilisesinin Papazı Keşe Aziz’den dedesinin aslen Süryani olduğunu öğrendi. Ankara’da okurken solcu olmasından dolayı siyasi zorlamalara maruz kaldı. Almanya’da başka bir zulümle karşılaştı. Türk ve yabancı düşmanı Neonaziler onu dövdüler, ailesine kötülük yaptılar. Lübnan asıllı Fransız yazar Amin Maalouf'un dediği gibi: “Bir insanın ülkesini sevmesi takdir edilecek bir şey. Ama sevgiler neden sınırlarda bitmek zorunda? “
“Diyarbakır Kızı İrma” adlı ilk anı Romanda 1970 yıllarının Diyarbakır’ını anlatmıştım. İkinci kitabım 1980 yılları, 12 Eylül darbesinde geçen arkadaşım Şehan’ın Diyarbakır’da başlayıp Almanya Berlin’de noktalanan hayatını, Ankara’daki öğrencilik yıllarımızdaki anıları, apolitik bir dille o yılların sosyolojisini anlattım.
Hadi, fonda “Diyarbakır şad akar” türküsü olsun. Seylan çayınızı ve Diyarbakır karpuz çekirdeğinizi alıp çekyata uzanın. Sizin değil Şehan’ın çocukluğunda yaşadığı travmaların derinine inelim.

Muhabir: ÖZGÜR AYAYDIN