Uzayda herhangi bir yıldıza bağlı kalmadan tek başına dolaşan "başıboş" gezegenler, genellikle karanlık ve sönük oldukları için tespit edilemiyordu. Ancak gökbilimciler, ilk kez bu yalnız dünyalardan birinin kütlesini ve Dünya’ya olan uzaklığını hassas bir şekilde ölçmeyi başardı.
Doğrudan gözlemlenemeyen bu gizemli gezegen, uzak bir yıldızın önünden geçerken ışığını bir mercek gibi büktü.
''Kütleçekimsel mikrolensleme'' adı verilen bu olay, hem yerdeki teleskoplar hem de uzaydaki Gaia Teleskobu tarafından farklı açılardan kaydedildi.
Dünya ile Gaia Teleskobu arasındaki 1,5 milyon kilometrelik mesafe, gökbilimcilerin olaya tıpkı insan gözünün derinliği algılaması gibi iki farklı açıdan bakmasını sağladı.
Bu yöntemle yapılan hesaplamalar sonucunda gezegenin; uzaklığı yaklaşık 10.000 ışık yılı, kütlesi Jüpiter’in yaklaşık beşte biri (yüzde 22) olarak belirlendi.
KOVULMUŞ BİR DÜNYA MI ?
Uzmanlar, gezegenin bu boyutuyla muhtemelen bir güneş sisteminde oluştuğunu, ancak daha sonra diğer gök cisimlerinin yerçekimi etkisiyle sistem dışına fırlatılmış olabileceğini söylüyor.





