Tarihi kayıtlarda yer alan bilgilere göre, Cumhuriyet dönemi edebiyatında önemli bir yere sahip olan Cahit Sıtkı Tarancı, yalnızca şiirleriyle değil, yaşam öyküsüyle de dikkat çekiyor. 1938 yılında yüksek öğrenim için gittiği Paris’te hayalini kurduğu yaşama başlamışken, patlak veren 2. Dünya Savaşı nedeniyle Türkiye’ye dönmek zorunda kaldı. Bu dönüş, alışılmışın dışında bir yöntemle gerçekleşti: Bisikletle.
VALİ OLMA BEKLENTİSİNDEN ŞAİRLİĞE GİDEN YOL
Cahit Sıtkı Tarancı, Diyarbakır’ın köklü ailelerinden birinin ilk torunu olarak dünyaya geldi.
Babası onun vali olmasını istiyordu. İstanbul’da Saint Joseph ve Galatasaray Liselerinde eğitim aldı. Ancak bürokrasi yerine edebiyatı seçti.
Devlet memurluğunu bıraktıktan sonra yazarlıkla ilgilenmeye başladı. Şiirlerinde bireysel duygulara ve yaşamın geçiciliğine yer verdi. 1946 yılında yazdığı "Otuz Beş Yaş" şiiriyle CHP'nin düzenlediği şiir yarışmasında birincilik kazandı.
PARİS YILLARI VE SAVAŞLA KESİLEN HAYAL
1938’de devlet bursuyla Paris’e giden ve burada Siyasal Bilgiler eğitimi alan Tarancı, 2. Dünya Savaşı’nın başlamasıyla Fransa’daki eğitim hayatının yarıda kaldığı ifade ediliyor.
Tarancı'nın Paris’in Alman uçakları tarafından bombalanmasının ardından şehirden ayrılmak zorunda kaldığı belirtiliyor.
Tren ve otobüs seferlerinin durması nedeniyle başka bir çözüm arayan ve Paris’ten yola çıkarak Bordeux’ya kadar bisikletle giden Tarancı'nın yaklaşık 10 gün süren bu yolculuğun ardından, buradan Türkiye’ye dönerek memleketi Diyarbakır’a ulaştığı bildiriliyor.
AŞK VE SON YILLAR
Cahit Sıtkı Tarancı'nın 1951 yılında Cavidan Hanım ile evlendiği ve evliliği sonrası bir süre daha yazı çalışmalarına devam ettiği kaydedilirken, 1954 yılında geçirdiği felç nedeniyle sağlığının bozulduğu, tedavi amacıyla Viyana’ya gönderildiği belirtiliyor.
Viyana’da tedavi sürecinde, yalnız kaldığı bir gecede üşümesi sonucu zatürreye yakalanan Tarancı'nın müdahalelere rağmen hastalığı atlatamayarak hayatını kaybettiği ifade ediliyor.
ŞİİRLERİYLE YAŞAMAYA DEVAM EDİYOR
Cahit Sıtkı Tarancı’nın yaşamı, eserleri ve yaşam öyküsüyle Türk edebiyatında kalıcı bir iz bıraktı, "Yaş otuz beş, yolun yarısı eder" dizeleri, farklı kuşaklardan okurların belleğinde yer etmeye devam ediyor.