Yüzyıllar önce ilaç dışında dışa bağımlılığı olmayan, 66 farklı sektörü barındıran bu devasa metropolde asıl güç kimin elindeydi? İşte Osmanlı döneminin üretim üssü olan Diyarbakır çarşılarının gizli tarihi ve esnaf örgütlenmesi...

Diyarbakır, sadece görkemli surlarıyla değil, yüzyıllar boyunca Orta Doğu’nun kalbini sarsan ticari gücüyle de tarihe adını yazdırmış bir dünya metropolü.

Şehir hakkında ilk önemli ve detaylı bilgileri veren ünlü seyyah Evliya Çelebi, 1654 yılında ayak bastığı bu topraklarda tam 66 adet esnaf çarşısı bulunduğunu aktararak tarihe not düşmüştü.

''İLAÇ DIŞINDA HİÇ BİR ŞEYE İHTİYAÇ DUYULMUYOR''

Ondan yüzyıllar sonra, 1815’te şehri ziyaret eden İngiliz araştırmacı J. S. Buckingham da hayranlığını gizleyemeyerek Diyarbakır için şu tarihi sözleri kaydetmişti:

''İlaç dışında hiçbir şeye dışarıdan ihtiyaç duymayan, her şeyi kendi üreten bir şehir...''

KAZANCA GÖRE ''GİZLİ'' GRUPLANDIRMA

Tarihi kaynaklarda yer alan bilgilere göre, Osmanlı döneminde Diyarbakır çarşılarının devasa büyüklükte olduğu kaydedilerek, esnafın vergi yükümlülüklerine (tevzi defterlerine) göre 5 büyük gruba ayrıldığı belirtiliyor.

O dönem gücü elinde tutan ekonomik sınıflar şöyle sıralanıyor:

''En Yüksek Kazançlılar (1. Grup: Bakkallar, Kumaşçılar (Bezzazlar), Boyacılar.

Diğer Önemli Gruplar: Kuyumcular, Terziler, Demirciler.''

''AN VE ''YAN'' EKLERİ NE ANLAMA GELİYOR?

Diyarbakır'ın ticari arşivlerinde sıkça rastlanan bakkalan, bezzazan, demirciyan gibi kelimelere sıkça rastlanıyor.

Türkçe, Arapça ve Farsçanın bir harmanı olan bu dilde, Farsça kökenli ''-an'' ekinin kelimeleri çoğul yapmak için kullanıldığı belirtilerek şöyle deniliyor:

''Bakkalan: Bakkallar, Bezzazan: Kumaşçılar (Kumaş tüccarları) Kassaban: Kasaplar.''

Son sesi ünlüyle biten kelimelerde ise araya kaynaştırma harfi girerek ek ''yan'' şeklini aldığı ifade edilerek, ''Demirciyan (Demirciler) veya Terziyan (Terziler) örneklerinde olduğu gibi bu ekler, o çarşıdaki esnafların bütününü temsil eden eski bir dil kuralıydı'' deniliyor.

Tarihi kaynaklara göre, Diyarbakır; ipek kumaşları, göz alıcı şalları, her renkten pipoları ve altın-gümüş işlemeleriyle yüzlerce yıl boyunca dışa bağımlılığı olmayan devasa bir üretim üssü olarak hayatiyetini sürdürdü.

Geçmişte seyyahların raporlarıyla dünyaya duyurulan bu ticari zeka ve esnaf örgütlenmesi, bugün bile tarihçileri büyülemeye devam ediyor.


Kaynak: Prof. İbrahim Yılmazçelik