Diyarbakır Salnamelerinde yer alan bilgiye göre, Diyarbakır'ın en görkemli yapılarından biri olan Hasanpaşa Hanı'nın ardında, inşasını başlatan valinin savaş meydanındaki trajik ölümü yatıyor.
Diyarbakır’ın tarih kokan surlarının gölgesinde, her gün binlerce turisti ağırlayan Hasanpaşa Hanı, sadece bir ticaret merkezi değil, aynı zamanda yarım kalmış bir vuslatın simgesi. 1572 yılında dönemin Diyarbakır Valisi ve efsanevi Sadrazam Sokullu Mehmet Paşa’nın oğlu Vezirzade Hasan Paşa tarafından temelleri atılan bu devasa yapı, sahibine ''tamamlandığını görmeyi'' nasip etmedi.
İSYANI BASTIRIRKEN ÖLDÜ
Diyarbakır, Kahramanmaraş ve Halep’ten gelen takviye kuvvetlerle cepheye giden genç valinin, çıkan çatışmada yaşamını yitirdiği kaydediliyor.
Paşa’nın yarım kalan emanetini ise halefi Osman Paşa 1575 yılında tamamlayabildi.
500 BEYGİRLİK YERALTI SARAYI
O dönemde ''muazzam bir kârgir bina'' olarak nitelendirilen hanın özellikleri duyanları şaşırtıyor:
''Devasa Kapasite: Yer altında 500 beygiri aynı anda barındırabilen devasa ahırlar.
Estetik Detaylar: Rengarenk demir parmaklıklarla çevrili şadırvanlı havuzlar.
Mimarisi: Üç kat üzerine yükselen, kesme taş işçiliğinin zirve yaptığı odalar.''
DEVELERİN YERİNİ KİTAP VE LEZZET ALDI
Hanın o tarihi dokusu bozulmadan korunan bölümleri, günümüzde şık bir restoran ve huzurlu bir kitabevi olarak hizmet veriyor.
Ziyaretçiler, bugün Hasanpaşa Hanı'nda kahvelerini yudumlarken, aslında 450 yıl önce eserini tamamlayamadan cepheye koşan bir valinin mirasında oturduklarını belki de bilmiyorlar.