Tarihi kaynaklarda yer alan bilgiye göre,
Diyarbakır’ın binlerce yıllık tarihi, surlarındaki kapılarla da dikkati çekiyor. Dört kapıdan oluştuğu bilinen surlardaki kapı sayısının 5 olduğu ortaya çıktı.
Diyarbakır'ı 10. yüzyılda ziyaret eden ünlü İslam coğrafyacısı El-Mukaddesi, Diyarbakır’ın beş kapısı olduğunu yazarak, içlerinden birinin yalnızca savaş zamanlarında kullanıldığını belirtiyor.
GİZEMLİ BEŞİNCİ KAPI: BABÜ’S-SIRR
El-Mukaddesi'nin aktardığına göre,
şehrin 5. kapısının adının da Babü’s-Sırr, yani Gizli Kapı olduğunu kaydediyor. Ancak, El-Mukaddesi, bu kapının surların hangi bölümünde yer aldığıyla ilgili bilgi vermiyor.
El-Mukaddesi, Diyarbakır'ın kapılarını şöyle açıklıyor:
Babü’l-Ma (Su Kapısı)
Babü’l-Cebel (Dağ Kapısı)
Babü’l-Rum (Rum Kapı)
Babü’t-Tell (Tepe Kapısı)
Babü’s-Sırr (Gizli Kapı ya da Enes Kapı)
Bu beşinci kapının diğerlerinden farklı olarak çok küçük inşa edildiği ve sadece acil durumlarda, özellikle de savaş dönemlerinde kullanıldığı ifade ediliyor.
Bu da kapının şehrin savunma stratejilerinde özel bir yer tuttuğunu anlatan El-Mukaddesi, bu kapının adının zamanla “Enes Kapı” olarak da anıldığını belirtiyor.
BİR KAPININ ARDINDAKİ TARİH
Günümüzde Diyarbakır surlarının dört ana kapısı tanınıyor: Dağ Kapı, Mardin Kapı, Yeni Kapı ve Rum Kapı. Ancak Babü’s-Sırr, tarihsel belgelerde yer almasına rağmen zamanla unutulmuş, yerini bile netleştirmek zor hale gelmiş durumda.
Bu gizli kapı, sadece mimari değil, aynı zamanda stratejik ve sembolik anlamlar taşıyor. Belki de bu nedenle, El-Mukaddesi’nin anlattığı Babü’s-Sırr hâlâ Diyarbakır tarihinin en gizemli parçalarından biri olmayı sürdürüyor.




