Tarihi kaynaklarda yer alan bilgilere göre, 1835 yılında İngiliz konsolos James Brant, görev gereği geldiği Diyarbakır’da kentin hem görkemli geçmişine hem de içine düştüğü duruma dair dikkat çekici gözlemler kaleme aldı.

Brant, Diyarbakır’ı “eskiden Asya’nın en gösterişli ve zengin şehirlerinden biri” olarak nitelendirirken, aynı zamanda o dönemdeki çöküşünü de ayrıntılı biçimde anlattı.

GÖRKEMLİ GEÇMİŞTEN GERİLEMİŞ ŞEHRE

Brant’ın notlarına göre Diyarbakır, bir zamanlar canlı ticaret hayatı, kalabalık nüfusu ve zengin dokusuyla bölgenin en önemli şehirlerinden biriydi. Ancak 19. yüzyılın ortalarına gelindiğinde, bu parlak dönemin yerini sessizliğe ve ıssızlığa bıraktığını belirtti.

Seyyah, kentin ekonomik ve demografik dinamizmini hızla yitirdiğini, sokaklarda eski canlılığın kalmadığını ve halkın büyük bir kısmının göç ettiğini aktardı.

POLİTİK İSTİKRARSIZLIK VE GÜVEN BUNALIMI

Brant’a göre Diyarbakır’daki bu değişimin en büyük nedeni, bölgedeki politik istikrarsızlık ve güven eksikliğiydi.

Kentte otorite boşluğunun, ticareti ve günlük yaşamı olumsuz etkilediğini yazdı.

Bu durumun, Diyarbakır’ı “yaşanmaz ve kasvetli” bir yerleşim haline getirdiğini ifade etti.

Kaynak: Prof. Ahmet Selçukoğlu