Tarihi kaynaklarda yer alan bilgilere göre, Osmanlı Devleti, 19. yüzyılda uluslararası güç dengesindeki konumunun zayıfladığını fark ederek, klasik yönetim yapısını yenilemek üzere kapsamlı reformlara yöneldi.

Tanzimat süreciyle birlikte merkezî yönetimi güçlendirmeyi hedefleyen Osmanlı'nın bu reformları taşrraya yaymakta ise ciddi zorluklar yaşadığı belirtiliyor.

Tanzimat’ın uygulandığı bölgelerden biri olan Diyarbekir ve çevresinde bu sürece en büyük tepkiyi, Cizre-Botan Emiri Bedirhan Beyin gösterdiği anlatılıyor.

Bedirhan Beyin, yönetimindeki Cizre ve Midyat’ın Musul vilayetine bağlanmasına karşı çıktığı ve Musul valisine karşı fiilî mücadele başlattığı kaydediliyor.

BEDİRHAN BEY İSYANI VE SONRASI

Osmanlı Devleti'nin, 1846 yılında Anadolu Ordusu Müşiri Osman Paşa komutasında Bedirhan Bey’e karşı harekete geçtiği ifade edilen belgelerde, 1847 yılında teslim olan Bedirhan Beyin, ailesiyle birlikte önce İstanbul’a, ardından Girit’e sürgün edildiği anlatılıyor.

Bu isyanın bastırılmasının ardından, bölgedeki merkezi otoriteyi kalıcı biçimde tesis etmek isteyen Osmanlı yönetiminin, yeni ve özel statülü bir eyalet kurulmasına karar verdiği belirtilerek, aynı yıl içinde Diyarbekir Eyaleti, Van, Muş ve Hakkâri sancakları ile Cizre, Botan ve Mardin kazaları birleştirilerek Kürdistan Eyaleti kurulduğu kaydediliyor.

NEDEN ÖNCE AHLAT?

Diyarbakır’dan önce Ahlat tercih edilmişYeni kurulan Kürdistan Eyaleti’nin ilk merkezi olarak Ahlat'ın belirlendiği, bu tercihin, hem bölgedeki güç dengelerini değiştirmek hem de İran ve Rusya’dan gelebilecek tehditlere karşı daha stratejik bir konum oluşturmak amacıyla yapıldığı bildiriliyor.

Ancak Ahlat’ın eyalet merkezi olarak seçilmesinin uzun ömürlü olmadığı kaydedilerek, altyapı eksiklikleri ve ulaşım zorlukları nedeniyle Diyarbekir'in (Amid) kısa süre sonra tekrar merkez ilan edildiği anlatılıyor.

KÜRDİSTAN EYALETİ’NE ÖZEL STATÜ

Osmanlı yönetiminin, bu yeni eyaleti klasik bir taşra biriminden farklı olarak ele aldığı ve eyalet için büyük reform planları yapıldığı kaydedilerek, bu nedenle görevlendirilecek valiler ve memurların, devletin en tecrübeli isimleri arasından seçildiği, ayrıca, bu yetkililere diğer bölgelerdeki görevlilerden daha yüksek maaş ödenmesinin kararlaştırıldığı ifade ediliyor.

Eyaletin kurulmasının, Osmanlı’nın Tanzimat reformlarını Doğu Anadolu’da yerleştirmek için attığı stratejik adımlardan biri olduğu belirtiliyor. Ancak zamanla heyecanla kurulan bu özel eyaletin, diğer Osmanlı eyaletleri gibi klasik bir yönetime evirildiği kaydediliyor.

Kaynak: Başbakanlık Osmanlı Arşiv Belgeleri / Prof. İbrahim Yılmazçelik