Tarih boyunca kültürlerin, inançların ve medeniyetlerin kavşağı olan Diyarbakır, yalnızca stratejik konumuyla değil, ekonomik gücüyle de dikkat çekmişti.

Diyarbakır salnamelerinde yer alan bilgilere göre, 1760'lı yıllarda kurulan Bölgesel Gümrük İdaresi, şehri sadece Anadolu'nun değil, Avrupa, Ortadoğu ve Kafkasya’nın ticaret merkezlerinden biri haline getirmişti.

AVRUPA’YA KADAR UZANAN BİR İHRACAT AĞI

Diyarbakır’da o dönemde üretilen ipek, dokuma ürünleri, bakır işlemeciliği ve kuyumculuk, Avrupa pazarlarında rağbet görüyordu.

Diyarbakır'ın, Moğolistan’dan Moskova’ya, Ortadoğu’dan Avrupa’ya kadar uzanan geniş bir ihracat ağına sahip olduğu kaydediliyor.

Malların, Diyarbakır’daki gümrük idaresinden geçerek resmî vergilendirme süreçlerinden sonra bu bölgelere ulaştığı belirtiliyor.

İPEKYOLU'NUN PARLAYAN YILDIZI

Tarihi İpekyolu üzerinde yer alan Diyarbakır'ın, bu konumunu ekonomik avantaja çevirerek tüccarların uğrak noktası haline geldiği ifade ediliyor.

Diyarbakır Salnamesi'ne göre şehir, özellikle 17. ve 18. yüzyıllarda sanayi ve ticarette büyük bir yükseliş yaşadı. Ticaret yollarının kesişiminde bulunan şehir, bu sayede hem doğunun hem batının ilgisini üzerine çekti.

KÜRESEL GÜÇLERİN GÖZÜ DİYARBAKIR’DAYDI

Dönemin büyük devletleri olan İngiltere, Fransa, Rusya ve İran, Diyarbakır’da konsolosluklar açarak şehirdeki ticari ve diplomatik etkinliklerini artırdıkları kaydediliyor.

Bu gelişmenin, kentin uluslararası ölçekte ne denli önemli bir merkez olduğunu bir kez daha gözler önüne serdiği belirtiliyor.

BİR GÜMRÜK ŞEHRİ OLARAK DİYARBAKIR

Diyarbakır’daki gümrük sisteminin, sadece ekonomik değil, aynı zamanda yönetsel açıdan da bir dönüşüm getirdiği kaydedilerek, tüccarların, şehir üzerinden taşıdıkları mallar için vergilerini burada ödedikleri ve bunun da bölgenin mali ve idari gücünü pekiştirdiği ifade ediliyor.

Arşiv belgeleri, salnameler ve bölgeye dair yapılan tarih çalışmaları, Diyarbakır’ın küresel ticarette oynadığı rolü ortaya koyuyor.

Bugün, geçmişin bu güçlü ticaret merkezi olan Diyarbakır'ın, sadece bir kültür ve tarih şehri değil; aynı zamanda ekonomik hafızanın da anahtar şehirlerinden biri olarak dikkati çektiği kaydediliyor.

Kaynak: Prof. Kenan Haspolat