Diyarbakır’ın Kulp ilçesinin kuzeybatısında yer alan ve bölgenin en yüksek noktalarından biri olarak bilinen Ömer Dağı, yalnızca coğrafi konumuyla değil, isminin ardındaki hikâyelerle de dikkati çekiyor.

Yaklaşık 2 bin metre yüksekliğe sahip olan dağ, yöre halkı için bir doğal sınır olmanın ötesinde, geçmişle kurulan güçlü bir bağın simgesi olarak görülüyor.

ÖMER DAĞI İSMİ NEREDEN GELİYOR?

Ömer Dağı’nın adına ilişkin kesin bir yazılı kaynak bulunmasa da, bölge halkı arasında kuşaktan kuşağa aktarılan iki güçlü anlatı öne çıkıyor.

Bu anlatılar, dağın isminin hem yerel tarih hem de dini inançlarla şekillendiğini ortaya koyuyor.

Yörede en yaygın anlatıma göre, geçmişte Kulp ve çevresinde yaşayan “Ömer” isimli bir aşiret büyüğü, uzun yıllar boyunca dağın eteklerinde hayvancılıkla uğraştı.

Bölgeyle kurduğu güçlü bağ nedeniyle dağ zamanla bu kişiyle özdeşleşti ve halk arasında “Ömer Dağı” olarak anılmaya başlandı.

Bu tür adlandırmaların, Doğu Anadolu’da sıkça rastlanan yerel hafıza örneklerinden biri olduğu belirtiliyor.

DİNİ RİVAYETLER DE ADI ETKİLEDİ

Diyarbakır’daki dağa bu ad neden verildi ?

Bir diğer anlatıya göre ise dağın ismi, İslam dünyasında önemli bir yere sahip olan Hz. Ömer’e atfen verildi.

Anadolu’nun birçok bölgesinde olduğu gibi, stratejik öneme sahip veya yüksek konumda bulunan dağ ve tepelerin dini şahsiyetlerin isimleriyle adlandırıldığı biliniyor.

Ömer Dağı’nın da bu gelenek doğrultusunda isimlendirilmiş olabileceği ifade ediliyor.

YEREL HAFIZANIN BİR PARÇASI

Yerel tarih araştırmacıları, Doğu Anadolu’daki dağ ve tepe isimlerinin büyük bölümünün şahıs adları, aşiret isimleri ya da dini figürlerden geldiğine dikkati çekiyor. Ömer Dağı’nın ismi de bu geleneksel adlandırma biçiminin tipik bir örneği olarak değerlendiriliyor.

Bugün Ömer Dağı, bölge halkı için yalnızca bir yükselti ya da coğrafi işaret değil; geçmişten bugüne taşınan sözlü kültürün, yerel tarihin ve kolektif hafızanın önemli bir parçası olarak kabul ediliyor.

Yazılı belgelerden çok anlatılarla yaşayan bu isim, Diyarbakır’ın dağlarında saklı hikâyelerden sadece biri olarak varlığını sürdürüyor.

Muhabir: NAZMİ KAHRAMAN