Diyarbakır, Osmanlı döneminde Anadolu’nun önemli ticaret yollarının kesişim noktasında yer alıyordu. Bu stratejik konumu sayesinde şehir, birçok han ve kervansarayın inşa edildiği önemli bir ticaret merkezi haline geldi. Bunlardan bir kaçı günümüze ulaşırken, bazılarının yerleri ise bilinmiyordu.
HANLARIN ŞEHİR İÇİNDEKİ KONUMLARI BELİRLENDİ
Yapılan araştırmalar sonucu, sadece kağıt üzerinde kalan ve yerleri bilinmeyen hanların belirlenmesi amacıyla araştırma yapıldı. Yapılan araştırmalar sonucu kayıp hanların yerleri belirlendi.
İşte kayıp ve mevcut hanların yerleri:
''Zincir Han (1837) İçkale, Rüstem Paşa Hanı (1539-1542) Yenikapı yakınlarında, Alaca Han (1676) Yeni Kapı yakınlarında yer alıyordu.
Börekçiler Hanı (1799) büyük olasılıkla Ulu Cami çevresindeydi.
Karakaş Hanı (1800) Palancılar Çarşısı’nda, Kayseriye Hanı İskender Paşa Camii ve Yeni Hamam yakınlarında, İpekoğlu Hanı ise Penbeciler Çarşısı’nda konumlanmıştı.
Han-ı Cedîd (1569) Behram Paşa Camii’nin arkasında; Melek Ahmed Paşa Hanı Urfa Kapısı yakınında bulunuyordu.
Salos Mahallesi’ndeki İbrahim Paşa Hanı ve Abdal Mahallesi’ndeki Tütün Hanı da bu mimari örnekler arasında.''
Evliya Çelebi Diyarbakır’daki hanlar hakkında ayrıntılı bilgiler sunar.
Melek Paşa Hanı’nı “şeddadvari, kurşun örtülü kubbeleriyle mamur bir han” olarak anlatır.
Karbarsaray ve Bezirgân Hanı gibi yapıları da detaylandıran Çelebi, Hüsnü Paşa (Hasan Paşa) Hanı’nın ise kale gibi sağlam ve müstahkem olduğunu vurgular.




