Bir zamanlar Diyarbakır’ın sokaklarında ezan sesine çan sesi karışır, Müslüman komşu Ermeni komşusunun tandırına ekmek atar, bayramlar ve yaslar birlikte yaşanırdı. Bugün o günlerden geriye, içten bir tebessüm ve iki komşunun omuz omuza oturduğu bu siyah beyaz fotoğraf kaldı.
KOMŞULUKTAN DOSTLUĞA
Fotoğraf, Diyarbakır’ın Sur ilçesindeki Urfakapı mevkiinde çekildi.
Sağdaki kadın Ermeni, soldaki kadın Müslüman. Aralarındaki dostluk, sadece bir mahalle ilişkisi değil; farklı inançların bir arada yaşadığı Diyarbakır’ın çokkültürlü yapısının bir yansımasıydı.
Evler yan yana, hayatlar iç içeydi. Mahallelerde ortak tandırlar, ortak acılar, ortak sevinçler vardı. Farklı dinden, farklı etnik kimlikten olmaları onları ayırmaz, aksine daha da yakınlaştırırdı.
BUGÜN O KOMŞULAR YOK
Sağdaki kadın Ermeni, soldaki Müslüman. Bu fotoğraf, Diyarbakır’da birlikte yaşamanın mümkün olduğu günlerden bir anı...
Zamanla birçok Ermeni aile çeşitli nedenlerle kenti terk etti. Diyarbakır’da bu çokkültürlü yaşamdan geriye yalnızca birkaç iz kaldı. Bugün Sur’un taş sokaklarında bu iki kadının adı bilinmiyor, ancak o günlerin ruhu hâlâ bu karede yaşıyor.
Arşivlerden çıkan bu fotoğraf, sadece bir hatıra değil; birlikte yaşamanın mümkün olduğunu gösteren sessiz ama güçlü bir belge niteliğinde.
KÜLTÜRLERİN BULUŞTUĞU BİR AVLU: DİYARBAKIR
Diyarbakır, tarih boyunca Müslüman, Ermeni, Süryani, Yahudi, Keldani ve daha birçok topluluğa ev sahipliği yaptı.
Şehir, sadece taş duvarlarıyla değil; birlikte örülmüş hayat hikâyeleriyle de güçlü bir kültürel dokuya sahipti.
Bugün bu kültürel zenginlik büyük oranda kaybolsa da, geçmişe dair tanıklık eden bu kareler, kentin hafızasında yaşamaya devam ediyor.