Diyarbakır, Mezopotamya’nın kadim ticaret yolları üzerinde bir durak değil; aynı zamanda kendi kendine yetebilen, güçlü bir üretim merkeziydi. Bu döneme dair en önemli kaynaklardan biri ise İngiliz seyyah J. S. Buckingham’ın 1815 yılına ait gözlemleri.

Buckingham’ın aktardığına göre, Diyarbakır'da ilaç dışında hemen her şey yerel olarak üretiliyordu. Şehir, zanaatkârları ve atölyeleriyle adeta bir sanayi merkezi gibi çalışıyordu.

DİYARBAKIR’IN ÜRETİM ÜSSÜ

Buckingham’ın 1827 tarihli notlarında, Hasan Paşa Hanı, Diyarbakır’ın üretim hayatının kalbi olarak tanımlanıyor. Bu büyük hanın içinde, 500 pamuk baskıcısı, 115 kumaş dokuma tezgâhı, 300 deri üreticisinin aktif olduğu kaydediliyor.

Ayrıca saraçlık, ayakkabıcılık, sabun üretimi ve diğer tüketim mallarına dair onlarca farklı üretim kolunun da burada faaliyet gösterdiğini ifade eden Buckingham, yalnızca bu hanın, kentin ekonomik dinamizmini yansıtan bir yapı olduğunu kaydediyor.

1500 ŞAL TEZGÂHI, 50 PİPO USTASI

''Diyarbakır’da ilaç dışında her şey üretiliyordu''Seyyahın verdiği detaylar arasında dikkati çeken bir diğer unsur da şal üretimi.

Diyarbakır’da o yıllarda tam 1500 şal tezgâhı bulunuyordu. Bu rakam, sadece yerel ihtiyaca değil, dış pazara da üretim yapıldığını gösteriyor.

Bunun yanında, 500 pamuklu baskı tezgâhı, 300 deri işçisi, 100 demirci ve 50 pipo üreticisinin de şehrin çeşitli yerlerinde faaliyet gösterdiği belirtiliyor.

El emeğiyle yapılan pipoların, süslemeli tütün tabakaları ve kumaşların, hem yerel halkın tüketiminde hem de ticaret malları arasında önemli yer tuttuğu ifade ediliyor.

AVRUPA’DAN CAM, HİNDİSTAN’DAN BAHARAT

''Diyarbakır’da ilaç dışında her şey üretiliyordu''

Diyarbakır kendi üretimiyle büyük ölçüde yetinse de, bazı özel malların da dışarıdan geldiğini belirten Buckingham’a göre, kıyafetler Halep üzerinden Avrupa’dan, Cam ve porselen eşyalar Almanya’dan, Baharat ve ilaçlar ise Bağdat yoluyla Hindistan’dan getiriliyordu.

Bu durumun, şehrin küresel ticaret ağına da entegre olduğunu gösterdiği anlatılıyor.

BOL MEYVE, BOL ÜRETİM, BÜYÜK TÜKETİM

Buckingham, Diyarbakır’da bol miktarda meyve yetiştiğini ve ürünlerin ucuz, erişilebilir olduğunu da vurguluyor.

Kente gelen seyyahların, geniş üretim kapasitesiyle kentin sadece yaşayan halkına değil, bölge halkına da hizmet verdiğini gözlemledikleri de belirtiliyor.

DİYARBAKIR’IN UNUTULAN ÜRETİM TARİHİ

''Diyarbakır’da ilaç dışında her şey üretiliyordu''

Bugün tarihî yapılarıyla tanınan Diyarbakır'ın, 19. yüzyılda el işçiliğinin ve yerli üretimin merkezi olduğunu ifade eden Buckingham’ın detaylı anlatımları, şehrin geçmişteki üretim gücünü gün yüzüne çıkarıyor.

''Kent, sadece surları ve hanlarıyla değil; tezgâhları, ustaları ve atölyeleriyle de bir üretim kültürünün taşıyıcısıydı. Diyarbakır’da ilaç dışında her şey üretiliyordu'' diyen Buckingham, kentin tarihe yalnızca savaşlarla değil, emeğiyle de iz bıraktığını belirtiyor.

Kaynak: Dr. Nursel Karaca