Bir zamanlar Diyarbakır'da her avluda dut ağacı vardı. Peki bu ağaçlar sadece gölge için mi dikildi?
İşte dut ve ipeğin bin yıllık hikâyesi...
Diyarbakır’da her sokakta, her avluda bir dut ağacı vardı.
Bugün sadece gölgesiyle hatırlanan bu ağaçlar, bir zamanlar şehrin ekonomik ve kültürel hayatının merkezindeydi. Çünkü dut yaprağı, Diyarbakır’da ipekböceği üretiminin temelini oluşturuyordu.
DUT AĞACI VE İPEKÇİLİK BAĞI
1200’lü yıllarda Artuklular döneminden başlayarak 1940’lı yıllara kadar Diyarbakır, ipekçilikte önemli bir merkezdi. Bu üretimin temelinde dut ağaçları bulunuyordu.
Koza üretimi için ücretsiz dut fidanları dağıtılıyor, kaldırımlar ve avlular dutluklara dönüştürülüyordu.
SURLARIN DIŞI DUTLUKTU
Tarihi belgelerde yer alan bilgilere göre, Suriçi başta olmak üzere Gazi Köşkü çevresi, Benu-Sen, Kulp, Lice ve Silvan’da dut bahçeleri kuruldu.
Arşiv belgelerine göre, Diyarbakır’daki dut ağaçları, Amasya’dakilere kıyasla daha kısa sürede meyve veriyor ve daha uzun boylanıyordu.
İPEK YOLU ÜZERİNDE BİR İPEK MERKEZİ
İpek, Çin’den Anadolu’ya uzanan uzun bir serüvene sahipti.
Dut yaprağıyla beslenen ipekböcekleri, Diyarbakır’da binlerce metre uzunluğunda iplikler üretiyordu.
Bu üretim sayesinde şehirde onlarca aile geçimini sağlıyordu.
İPEKÇİLİĞİN BİTİŞİ VE BOŞLUĞU
1940’ta yapılan bir tespite göre, ipekçilikle uğraşan 276 ailenin 250’si Hıristiyan topluluklara mensuptu.
1950’li yıllardan sonra bu nüfusun göç etmesi ve suni ipeğin piyasaya girmesiyle Diyarbakır’da ipek üretimi sona erdi.
KULP’TA 70 BİN AĞAÇ KALDI
Bugün ipekçiliğin izleri silinmiş olsa da dut ağacı Diyarbakır’da yaşamaya devam ediyor. En yoğun olduğu yerlerden biri, 70 bin ağaca sahip Kulp ilçesi.
BİR ZAMANLARIN HATIRASI
Dut ağacına tırmanan çocuklar, dallardan düşen kara hübürleri toplayan eller ve dut gölgesinde serinleyen aileler… Şimdi ise geçmişin sesi olarak kalan bu ağaçlar, Diyarbakır’ın sessiz hafızası hâline geldi.