Osmanlı Devleti’nin taşra yönetiminde zaman zaman büyük yönetim krizleri yaşandığı bilinir; ancak Diyarbakır’da yalnızca dört yıl içinde üç valinin halk zulmü nedeniyle azledilmesi, dönemin siyasi atmosferine dair ilginç bir tablo ortaya koyuyor.
Arşivlerde yer alan kayıtlara göre, 19. yüzyılın ilk çeyreğinde Diyarbakır’da ardı ardına yaşanan bu yönetim skandalları, bölgedeki toplumsal huzursuzluğu derinleştirdi.
HALK ŞİKÂYETLERİ DEVLETİ HAREKETE GEÇİRDİ
1822–1823 yıllarında görev yapan Gevranlızade Mehmed Paşa'nın,, idaresi boyunca ağır vergi uygulamaları ve halk üzerinde baskıcı yöntemleriyle tepki topladığı ve şikâyetlerin İstanbul’a ulaşması üzerine görevden alındığı kaydediliyıor.
Onun yerine gelen ve 1823–1824 yıllarında valilik yapan Hüseyin Paşa da farklı davranmadı.
Arşiv belgelerinde Hüseyin Paşa’nın da uygulamalarının halkı zor durumda bıraktığı, özellikle ekonomik baskıların artmasıyla şehirde huzursuzluğun tırmandığı aktarılıyor. Bu nedenle paşa da kısa süre içinde görevden uzaklaştırıldı.
1826 yılında göreve getirilen Mehmet Paşa da benzer gerekçelerle azledildi. Belgelerde, Mehmet Paşa hakkında “halkın rızasını almayan ve zulmüyle tanınan” ifadelerine yer verildiği görülüyor.
YÖNETİM KRİZİNİN ARKA PLANI: İSTANBUL’UN ZAYIF OTORİTESİ
Bu art arda yaşanan görevden almalar, yalnızca paşaların tutumlarıyla açıklanmıyor. Dönem, Osmanlı Devleti’nde merkezî otoritenin zayıfladığı, taşra yönetimlerinin ise güç mücadelesine sahne olduğu bir dönemdi. Diyarbakır gibi stratejik bölgelerde valilerin sık değişmesi, yerel düzenin kurulmasını zorlaştırıyordu.
Arşiv kayıtları, Diyarbakır halkının doğrudan İstanbul’a dilekçeler göndererek şikâyette bulunduğunu, merkezin de bu baskılar sonucunda müdahale etmek zorunda kaldığını gösteriyor.
DİYARBAKIR’IN 19. YÜZYILDAKİ YÖNETİM TABLOSU
Bu süreç, kentte hem güvenlik hem de ekonomik istikrarın kırılganlaştığı yıllar olarak kayıtlara geçti.
Valilerin sık sık değişmesi, şehrin yönetiminde boşluklar oluşturdu. Buna rağmen Diyarbakır, bölgesel önemi nedeniyle İstanbul tarafından yakından izlenen eyaletlerden biri olmayı sürdürdü.
1820’lerin Diyarbakır’ının, valilerin kişisel baskılarıyla şekillenen ve halkın doğrudan merkeze ulaşarak adalet aradığı bir dönem olarak öne çıktığı ifade ediliyor.




