DİYARBAKIR

Diyarbakır'da doğdu, 1990’ların fenomeni haline geldi

1990’ların unutulmaz mizah karakteri Qırıx, Diyarbakır sokaklarından çıkıp Kürtçe mizahın sesi oldu.

Abone Ol


Türkiye’de mizah, her dönem toplumsal hafızaya ayna tutan güçlü bir ifade biçimi oldu. Ancak 1990’lı yıllarda Diyarbakır sokaklarından doğan bir karakter, bu geleneğe bambaşka bir soluk getirdi: Qırıx.

Kentin lümpen gençlerinden birini merkezine alan bu fenomen bant karikatür, hem dili hem de kültürel referanslarıyla sadece güldürmekle kalmadı; aynı zamanda düşündürdü, tartışma yarattı.

FENOMEN HALİNE GELEN BİR BANT KARİKATÜR

Qırıx (kırık), o yıllarda özellikle Gündem Gazetesi okurları arasında öylesine sevildi ki, birçok kişi manşetten önce Qırıx’in maceralarına göz atıyordu.

Diyarbakır’daki günlük hayatın, sokak kültürünün ve yerel mizah anlayışının iç içe geçtiği bu karakter, dönemin sosyal yapısını karikatür diliyle başarıyla yansıttı.

Siyasi taşlamaların, toplumsal göndermelerin ve yerel jargonun harmanlandığı Qırıx, Kürtçe ve Türkçe arasında doğal bir geçiş sağlayarak her kesimden insanın ilgisini çekti.

Hatta dönemin gazetelerinde Qırıx üzerine yapılan analizlerde, karakterin sınıfsal yapısı ve sembolik anlamı dahi yorumlandı.

KÜRTÇE MİZAH DERGİLERİNİN KISA ÖMRÜ

Qırıx’ın başarısı, Kürtçe mizah yayıncılığına da ilham verdi.

İlk Kürtçe mizah dergisi olan Tewlo, 9 Nisan 1992'de İstanbul’da yayın hayatına başladı. Ancak ne yazık ki, yalnızca 13 sayı yayımlanabildi ve 2 Temmuz 1992'de kapandı.

Mizah dünyasında Kürtçe üretim yapan yazar ve çizer sayısının azlığı, bu yayınların sürdürülebilirliğini de zorlaştırdı. Dergilerdeki çoğu diyalog ve espri Türkçe yazılsa da, Kürtçe mizah anlayışı okurların hafızasında yer etmeyi başardı.

Bir diğer önemli örnek ise, karikatürist Îmam Cicî’nin direktörlüğünü yaptığı Pîne dergisiydi. Fakat bu yayın da çeşitli engellemeler nedeniyle uzun ömürlü olamadı.

MİZAH ÖZGÜRLÜĞÜN ÖLÇÜTÜ

Geçmişe dönüp baktığımızda, Türkiye’de karikatürün hem baskıya hem de sansüre karşı verdiği mücadeleler unutulmaz.

Bedri Koraman’ın politikacılara yönelik hicivli çizimleri ya da Oğuz Aral yönetimindeki efsane dergi Gırgır, dönemin sosyopolitik eleştirilerine mizahla yaklaşırken, kamuoyunda ciddi etki yarattı.

Gırgır’ın efsanevi sloganı hâlâ hatırlanıyor: “Geçim derdini, can sıkıntısını, aşk yarasını, karı koca kavgasını, şipşak keser!” Bu yaklaşım sadece eğlence sunmakla kalmadı; aynı zamanda toplumun sorunlarına mizah yoluyla dikkati çekti.

BİRLİKTE GÜLEBİLMEK TOPLUMUN AYNASIDIR

Bugün Qırıx ve benzeri karakterlerin hâlâ anılıyor olması, Türkiye’de yerel mizahın ne denli güçlü ve dirençli bir damar taşıdığını gösteriyor.

Karikatürler yalnızca güldürmez, aynı zamanda toplumsal ayna işlevi görür. Eğer hâlâ birlikte bir karikatüre gülebiliyorsak, bu toplumun en derininde bir yerlerde umut hâlâ yaşıyor demektir.

Unutmayın: Başkasının güldüğü karikatüre kızmak yerine, siz de sevdiğiniz bir karikatürü paylaşın. Belki birlikte gülersiniz.

< type="adsense" data-ad-client="ca-pub-3665521868588912">