Tarihi kaynaklarda yer alan bilgilere göre, Diyarbakır’ın Bismil ilçesinde, Üçtepe ile Anbar beldesi arasında Dicle Nehri’nin derinliklerinde saklanan antik bir karayolu köprüsü, Mezopotamya tarihini sarsacak ürpertici ve görkemli hikayesiyle gün yüzüne çıkıyor.

Asur İmparatorluğu tarafından stratejik Tuşhan Sarayı’nı Diyarbakır’a bağlamak için inşa edilen bu köprü, İpek Yolu’nun güney koluna hayat verirken, aynı zamanda tarihin gördüğü en kanlı hesaplaşmalardan birine tanıklık etmiş.

NEHİR KAN KIRMIZI AKMIŞ

M.Ö. 1050 yılında Asur orduları, bölgenin hakimiyeti için karşı karşıya geldikleri Hurileri bu köprü çevresinde ağır ve acımasız bir yenilgiye uğrattı.

Dönemin yazılı kaynaklarına ve nesilden nesle aktarılan tarihi rivayetlere göre; savaşın şiddetinden ve dökülen kandan dolayı Dicle Nehri günlerce tamamen kırmızı akmış.

Asurlar, her seferinde Huri ve Urartu medeniyetlerini taş üstünde taş bırakmayacak şekilde tahrip ederken, bu köprü imparatorluğun lojistik ve askeri gücünün en büyük simgesi olmuş.

ANTİK KÖPRÜNÜN TAŞLARI DEMİRYOLUNA MI TAŞINDI?

Hem ticari kervanların geçiş noktası olan hem de tarihin en kanlı askeri harekatlarına ev sahipliği yapan bu devasa köprünün kalıntıları, bugün halen Dicle Nehri'nin yatağında varlığını sürdürüyor. Ancak köprüyle ilgili tek gizem binlerce yıl öncesine ait değil.

Bölgede kulaktan kulağa yayılan güçlü bir iddiaya göre; Dicle'nin altındaki bu asırlık antik köprünün nitelikli ve devasa taşları, yakın tarihte bölgede inşa edilen modern demiryolu köprülerinin yapımında malzeme olarak kullanılmış.

Diyarbakır, bağrında taşıdığı bu gizemli köprüyle, sular altında kalmış kanlı bir tarihi ve İpek Yolu'nun kayıp halkasını dünya gündemine taşımaya hazır.


Muhabir: EYÜP KAÇAR