Tarihi kayıtlarda yer alan bilgilere göre, 1880 kıtlığı yalnızca halkı açlığa mahkûm etmekle kalmadığı, aynı zamanda Diyarbakır Belediyesi’nde tarihe geçecek bir zimmet skandalını da beraberinde getirdiği kaydediliyor.

Söz konusu dönemde, Belediye Meclisi üyeleri arasında yer alan Ohannes Kazazyan ve Arif Pirinçcizade'nin, kamu bütçesini kişisel servetlerine aktardıkları iddiasıyla hedefe konuldukları belirtiliyor.

Kazazyan ailesi kıtlıkta zaten zahire üzerinden elde ettikleri büyük kazançla dikkat çekerken, bu kez belediye bütçesinden tam 40 bin kuruşun zimmete geçirildiği öne sürüldü.

KOMİSYONUN KASASI BOŞALDI

Kıtlıkla mücadele amacıyla oluşturulan özel komisyonlarda görev alan Ohannes Kazazyan'nın, aynı zamanda komisyon saymanı olduğu, bu pozisyonu sayesinde, vilayet ve belediye sandıklarına ulaşımı kolaylaştığı ifade edilerek, aynı dönemlerde Arif Pirinçcizade'nin de Belediye Meclisi’nde görevli olduğu bildiriliyor.

Arşivlere yansıyan iddialara göre, bu iki isim birlikte hareket ederek, komisyonun kasasını sistematik şekilde boşalttı. İddiaların gücü öyle fazlaydı ki konu İstanbul’a kadar ulaştı.

İSTANBUL’DAN SORUŞTURMA EMRİ

24 Aralık 1888 tarihinde merkezden gelen bir emirle, söz konusu yolsuzluk hakkında Diyarbakır’a resmi bir soruşturma yazısı gönderildi.

Belgede, Ohannes Kazazyan’ın zimmetine geçirdiği 40 bin kuruşluk kamu parası ile ilgili derhal tahkikat başlatılması isteniyordu.

Ayrıca belgelerde Arif Pirinçcizade’nin de sorumluluğu araştırılması isteniyordu.

Bu gelişme, o güne kadar neredeyse dokunulmaz olarak görülen bu iki ismin kamuoyu önünde sorgulanmasına neden oldu.

KISKANÇLIK MI, GERÇEK Mİ?

Bazı çevreler, bu şikâyetlerin kentteki rakip grupların ve kıskanç bürokratların ürünü olduğunu öne sürdü. Ancak belgelerin İstanbul’a ulaşmış olması ve soruşturma açılması, iddiaların ciddiyetini ortaya koyuyordu.

Kazazyan ailesinin, olayın ardından bir süre kentten çekildiği, fakat herhangi bir yargılamayla karşılaşmadan kısa sürede geri döndüğü belirtilirken, Pirinçcizade'nin ise merkezi yönetimle olan güçlü ilişkileri sayesinde itibarını koruduğu anlatılıyor

SİYASETİN İÇİNE GÖMÜLEN BİR YOLSUZLUK

Bu skandalın, sadece mali bir suç değil, aynı zamanda siyasetin nasıl ekonomiyle iç içe geçtiğini de gözler önüne serdiği kaydedilirken, olayın kısa sürede siyasi pazarlıklarla bastırıldığı bildirildi.

Kaynak: Sabri Mengirkaon / Mardin Artuklu Üniversitesi