Osmanlı döneminde hem nüfus hem de ekonomik güç bakımından önemli şehirlerden biri olan Diyarbakır’da, günümüzde çoğu unutulmuş 91 farklı meslek grubu tespit edildi.

Bir zamanlar ailelerin çocuklarını çırak verdikleri bu mesleklerin bazıları artık sadece arşivlerde yer alıyor.

DİYARBAKIR EKONOMİSİNİN TEMELİ

Diyarbakır, Osmanlı döneminde iktisadi olarak canlı bir şehir konumundaydı.

Arşiv kayıtlarına göre, dönemin tevzi defterlerinde 46, şer’iyye sicillerinde ise toplam 91 meslek grubu yer alıyordu.

O dönem esnafın en güçlü temsilcileri arasında cüllah (dokumacı), bakkal, bezzaz (kumaşçı), hallaç (pamuk işleyici), debbağ (derici), habbaz (fırıncı) ve boyacılar bulunuyordu.

BİR ZAMANLAR ‘ALTIN BİLEZİK’ SAYILAN MESLEKLER

Aileler çocuklarını bu meslek gruplarına çırak olarak verir, onlara geçimlerini sağlayacak bir meslek kazandırmayı amaçlardı. Ancak günümüzde bu mesleklerin büyük bir bölümü unutulmuş durumda. Aralarında adı dahi bilinmeyen ya da ilk kez duyulan meslekler de var.

ŞER’İYYE SİCİLLERİNDE GEÇEN 91 MESLEK

Diyarbakır Şer’iyye Sicilleri’ne göre Osmanlı döneminde kayıtlı meslekler arasında şu örnekler yer alıyor:

''Mestçi (bileği örten ayak giysisi üreten),
Allaf (yulaf satıcısı), Gazzazan (ipek işleyip satan), Mutaf (keçi kılı dokuyucu), Muytaban (kıldan eşya yapan), Habbaz (ekmekçi/fırıncı),
Bezzaz (kumaş tüccarı), Haffaf (ayakkabı ustası), Kavaf, Cüllah, Şamdancı, Dinkçi, Mazucu gibi günümüzde neredeyse hiç bilinmeyen isimler de listede yer alıyor.''

TAM LİSTEDEKİ MESLEK SAYISI: 91

Aralarında berber, kahveci, kasap gibi halen varlığını sürdüren mesleklerin yanı sıra, artık tamamen kaybolmuş ya da isimleri değişmiş çok sayıda zanaat da bu listede yer alıyor.

Osmanlı arşivlerinde bu meslekler, dönemin sosyal ve ekonomik yapısına ışık tutan önemli belgeler arasında gösteriliyor.

TARİHTEN BUGÜNE KALAN BİR MESLEK MİRASI

Unutulmaya yüz tutmuş bu 91 meslek, Diyarbakır’ın zengin esnaf geleneğini ve üretim kültürünü ortaya koyarken, aynı zamanda şehrin Osmanlı dönemindeki sosyoekonomik çeşitliliğini de belgeliyor.

Bu mesleklerin büyük bölümü artık günlük hayatta karşılık bulmasa da, arşivlerde birer toplumsal hafıza unsuru olarak varlığını sürdürüyor.


Kaynak: Prof. İbrahim Yılmazçelik