Tarihî kroniklerde ve resmî kayıtlarda adı sürekli "Zincirkıran Ali Paşa" olarak geçmesine rağmen, bu lakabın hangi olaydan sonra verildiğini açıklayan kesin bir belgeye bugüne kadar ulaşılamadı.
Bu durum, Diyarbakır tarihinin en ilgi çekici bilinmezlerinden biri olarak değerlendiriliyor.
Osmanlı kroniklerinde adı defalarca geçen Diyarbakır'da türbesi bulunan ve kentte bir dönem bahçesiyle anılan ve yaklaşık 4 asırdır tarihçilerin cevaplayamadığı ''Zincirkıran'' ile ilgili Osmanlı'nın en önemli tarihçilerinden Peçevî de bu lakabın hangi olaydan sonra verildiğine ilişkin tek satırlık bir açıklaması bulunmuyor.
ÜÇ OLASILIK
Rakka, Sivas, Tebriz ve Van beylerbeyilikleri yapan devlet adamı, Safevî Devleti'ne karşı yürütülen seferlerde görev aldı.
Daha sonra Diyarbakır Beylerbeyiliği'ne atandı ve ölümünün ardından kentte adına yaptırılan türbeye defnedildi.
Ancak kaynaklar, onun askerî başarılarını anlatırken ''Zincirkıran'' lakabının nasıl doğduğunu açıklamıyor.
Lakap ile ilgili bugüne kadar yapılan araştırmalar üç olasılığı öne çıkarıyor:
''Lakabın, Ali Paşa'nın bir kale kuşatmasındaki askerî başarısından doğmuş olması.
Diyarbakır'da bulunan ve ''Zincirkıran Bahçesi'' adıyla bilinen yerle ilişkilendirilmesi.
Dönem insanlarının bildiği, ancak zamanla unutulan bir olay nedeniyle bu adla anılması.''
Ancak bu ihtimallerin hiçbirini doğrulayan kesin bir belge bulunmuyor.
Yaklaşık 420 yıldır kullanılan ''Zincirkıran'' lakabının gerçek hikâyesi bulunabilirse, yalnızca bir Osmanlı valisinin değil, Diyarbakır tarihinin de önemli bir bilinmeyeni aydınlatılmış olacak.