DİYARBAKIR

Diyarbakır’a kadar uzandı, isyan edince Girit’e sürgüne gönderildi

İsyanı Diyarbakır’a kadar yayılan Kürt beylerinden Bedirhan Bey, isyanı bastırıldıktan sonra ailesiyle birlikte Girit’e sürgüne gönderildi.

Abone Ol


Tarihi kaynaklarda yer alan bilgilere göre, 19. yüzyılın en dikkati çekici Kürt beylerinden biri olan Bedirhan Bey, yalnızca Cizre’deki egemenliğiyle değil, aynı zamanda nüfuzunu Diyarbakır, Van, Revanduz, Siirt ve Sincar’a kadar yayarak geniş bir coğrafyada söz sahibi olmasıyla öne çıktı.

Zamanla bölgedeki otoritesini artıran Bedirhan Bey, Musul yakınlarında çıkan karışıklıkları bastırarak Aşna ve Urmiye’yi de egemenliği altına aldı.

Bu genişleyen etki alanı sadece Osmanlı’yı değil, dönemin İran Şahı’nı da etkiledi. Şah, Bedirhan’ı yanına çekmek için kendisine değerli hediyeler gönderdi. Ancak bu büyüyen güç dengesinin, Osmanlı Devleti'ni ciddi şekilde rahatsız ettiği belirtiliyor.

NASTURİ HAREKÂTI VE DİPLOMATİK KRİZ

Bedirhan Bey’in iktidarını zedeleyen en önemli gelişme ise 1843 yılında Nasturi aşiretlerine karşı başlattığı kanlı harekât oldu. Vergi vermeyen ve emirlere karşı gelen Tiyari aşiretine düzenlenen bu sefer, zamanla büyük bir çatışmaya dönüştü.

Nasturilere yönelik sert müdahale, hem Osmanlı nezdinde hem de Avrupa kamuoyunda tepkiyle karşılandı.

Özellikle İngiltere ve Fransa'nın, Bedirhan Bey’in hareketlerini bir “katliam” olarak değerlendirdiği kaydediliyor.

Fransız elçisinin, Bab-ı Âli’ye gönderdiği mektupta, “Bedirhan’ın varlığı Osmanlı Devleti için utanç kaynağıdır” ifadelerini kullandığı belgelerde yer alıyor.

Bu dış baskıların Osmanlı’yı harekete geçmeye zorladığı kaydediliyor.

BEDELİ SÜRGÜN OLDU: GİRİT YOLCULUĞU

Osmanlı'nın durumu kontrol altına almak için Müşir Osman Paşa komutasında bir ordu hazırladığı, 1847 yılında başlatılan askeri harekât sonucunda Bedirhan Bey’in birliklerinin Cizre’de ağır bir yenilgiye uğradığı ifade edilerek, geriye çekilerek Orak Kalesi’ne sığınan Bedirhan Beyin, burada da kuşatma altında alınınca 30 Haziran 1847’de teslim olmak zorunda kaldığı belirtiliyor.

Teslim olan Bedirhan Bey’in askeri rütbelerinin geri alındığı ve ailesiyle birlikte İstanbul’a, oradan da sürgün yeri olan Girit Adası’na gönderildiği kaydediliyor.

Bu gelişmenin, Osmanlı’nın Kürt emirliklerine karşı uyguladığı yeni merkeziyetçi politikaların da başlangıcı olduğu bildiriliyor.

KÜRT EMİRLİKLERİNİN SONU VE BİR DÖNEMİN KAPANIŞI

Bedirhan Bey’in sürgününün sadece bireysel bir cezalandırma değil, aynı zamanda Kürt emirliklerinin yavaş yavaş ortadan kaldırıldığı yeni bir dönemin başlangıcı olduğu ifade ediliyor.

Osmanlının, bu isyanı bastırarak hem bölgede merkezi otoritesini güçlendirdiği hem de Avrupa baskılarına karşı prestijini korumaya çalıştığı belirtiliyor.

Bedirhan Bey'in hayatının, Kürt siyasi tarihinde hem bir direnişin hem de merkezi otoriteyle yaşanan çatışmanın sembolü olarak yer aldığı kaydediliyor.

< type="adsense" data-ad-client="ca-pub-3665521868588912">