Tarihi kaynaklarda yer alan bilgilere göre, İpek Yolu’nun kesişim noktasında, fabrikalardan önce "Mengenehane" kuran Diyarbakır, uzun yıllar tekstil ve deri başkentliğini yapmış. İşte hanları dolduran milyoner tüccarların ve çok uluslu esnaf loncalarının bilinmeyen hikayesi…
Tarihi surları ve kültürel mirasıyla hayranlık uyandıran Diyarbakır, yüzyıllar önce dünya ticaretine yön veren devasa bir sanayi ve tekstil metropolüydü.
Osmanlı dönemi mahkeme kayıtları ve resmi defterlerin satır aralarından çıkan bilgiler, kentin bir zamanlar Doğu'nun en zengin üretim merkezi olduğunu kanıtlıyor.
Şehir, pamuktan deriye, lüks kumaşlardan devasa hanlara uzanan büyüleyici bir iktisadi güce sahipti.
İşte zengin topraklardan doğan ve dünyaya parmak ısırtan o eski Diyarbakır ekonomisinin şifreleri...
DİYARBAKIR'IN GİZLİ FABRİKASI
Arşiv bilgilere göre, Diyarbakır, Osmanlı İmparatorluğu'nun en prestijli kumaş üretim merkezlerinin başında geliyordu.
Kentte dokunan alaca, beyazlı, kutni, gazi ve atlas gibi özel kumaşlar, dönemin saraylarında ve zengin çevrelerinde kapış kapış satılıyordu.
Şehrin tekstildeki bu gücü o kadar büyüktü ki, sanayi devriminin ayak seslerinin duyulduğu 1797 yılında Diyarbakır’da bir "Mengenehane" (kumaşları sıkıştırmak, parlatmak ve işlemek için kullanılan büyük imalathane) kuruldu.
Bu tesis, kentin sadece bir tarım bölgesi değil, dönemin şartlarına göre yüksek teknolojili bir tekstil üssü olduğunun en büyük kanıtıydı.




