Diyarbakır ile ilgili Osmanlı arşiv kayıtlarında yer alan bilgilere göre, Diyarbakır, 16. yüzyılda Osmanlı İmparatorluğu’nun doğudaki en stratejik ve zengin şehirlerinden biri olarak dikkat çekiyordu.
Sadece askeri ve idari bir merkez değil, aynı zamanda bölgenin en önemli üretim merkezlerinden biri olan şehirde, birçok farklı alanda faaliyet gösteren “hâneler” bulunuyordu. Bu yapılar, hem günlük yaşamın ihtiyaçlarını karşılıyor hem de şehrin ekonomik canlılığını besliyordu.
DARPHANE: ALTIN VE GÜMÜŞÜN ŞEHRİ
Diyarbakır’daki darphane, Osmanlı’nın doğudaki para basım merkezlerinden biri olarak faaliyet gösteriyordu.
Burada altın, gümüş ve bakırdan sikkeler basılır, bölgedeki ticari döngünün sağlam para ile devamı sağlanırdı.
Bu yönüyle şehir, sadece tüketen değil, aynı zamanda değer üreten bir merkezdi.
MACUNHANE: ŞİFANIN FORMÜLLERİ BURADA HAZIRLANIRDI
O dönemde tıbbi macunlar, baharatlı karışımlar ve geleneksel tedavi ürünleri, macunhanelerde hazırlanıyordu.
Diyarbakır’da bulunan macunhane, hem saray hekimlerinin hem de halkın şifa kaynağıydı. Bitkisel karışımlar, zamk ve balla yoğrularak macun haline getirilir, çeşitli hastalıklara karşı kullanılırdı.
MUMHANE (ŞEMİHANE): GECEYİ AYDINLATAN ÜRETİM
Elektriğin olmadığı çağlarda şehirleri aydınlatan temel araç mumdu.
Diyarbakır’da yer alan mumhaneler, sadece halkın değil, medreselerin, camilerin ve resmi binaların aydınlatılması için mum üretimini sağlıyordu.
Bu merkezlerde balmumu ve yağ karışımlarıyla kaliteli mumlar elde edilirdi.
KİRİŞHANE: DERİDEN İPLİĞE, YAYDAN KEMANA
Kirişhanelerde, hayvan derilerinden elde edilen sağlam ip ve kayışlar üretilirdi.
Bu ürünler, yay yapımında, müzik aletlerinde ve çeşitli el sanatlarında kullanılırdı.
Özellikle dayanıklı kirişler, askeri teçhizat ve el zanaatları için vazgeçilmezdi.
TABAKHANE: DERİNİN UZUN YOLCULUĞU
Diyarbakır’daki tabakhaneler, ham deriyi işleyerek kullanılabilir hale getirirdi.
Bu işlem sırasında deriler, çeşitli bitkisel karışımlarla tabaklanır, kurutulur ve ticarete konu olurdu.
Bu derilerden giysi, ayakkabı ve zırh gibi birçok ürün üretilirdi.
ŞİRİKHANE: SÜTÜN SANATA DÖNÜŞTÜĞÜ YER
Süt ve süt ürünleri üretimi ise şirikhanelerde gerçekleşirdi. Ayran, yoğurt, çökelek ve özellikle taze tereyağı gibi ürünler burada hazırlanırdı.
Balık kızartmasında eskiden diğer yağ türleri yerine susam yağı kullanılırdı. Yoğurt pazarından hemen aşağı inildiğinde şirikhaneler vardı.
Balık çeşidi çoktu. Yakalanan balıklar, şirikhanelerden satın alınan yağlarla kızartılırdı. Bunun dışında yağ kullanılmazdı.
ZANAAT, BİLGİ VE İHTİYAÇ BİR ARADA
Bu üretim merkezleri, sadece ekonomik değil, aynı zamanda kültürel birer miras niteliği taşıyor. Her hane, kendi alanında uzman ustalarıyla birlikte çalışır, bilgi kuşaktan kuşağa aktarılırdı.
Bugün unutulmaya yüz tutan bu yapılar, Diyarbakır’ın tarihsel zenginliğinin sessiz tanıkları olmaya devam ediyor.




