Tarihi kaynaklarda yer alan bilgilere göre, 19. yüzyılın ikinci yarısında Diyarbakır kıtlıkla, yoksullukla ve hastalıkla boğuşurken, bazı aileler bu kriz ortamını büyük bir servete dönüştürdü.

Bu ailelerin başında Kazazyanlar ve Pirinçcizadeler yer aldı. Ancak bu iki ailenin ortaklıkla başlayan ilişkisinin, kısa sürede düşmanlığa ve kanlı hesaplaşmalara dönüştüğü belirtiliyor.

KITLIKTA SERVET KAZANDILAR

Mardinli Ermeni Katolik tüccarlar Oseb Kazazyan ve kardeşi Hoca Cebbur'un, zahire ticaretinde hızla yükselerek Diyarbakır’ın en zenginleri arasına girdiği ifade ediliyor.

Amerikan misyonerlerinin ve İngiliz Konsolosluğu’nun desteğini alan Kazazyanların, Tanzimat sonrası meclislerde yer bulduğu, değirmenler kurduğu ve fırınlara un tedarik ederek kentte gıda akışını kontrol ettiği kaydediliyor.

1880’deki büyük kıtlık sırasında, devletin öşür zahirelerini düşük fiyattan alarak ciddi kazanç elde ettikleri belirtilerek, aynı dönemde, Oseb Kazazyan’ın oğlu Ohannes Kazazyan'ın belediye komisyonlarında görev aldığı, Ancak kısa süre sonra yolsuzluk iddiaları ve halk isyanı nedeniyle gözaltına alındığı anlatılıyor.

ZAHİREDEN GAZETEYE, GAZETEDEN MECLİSE

Arif Pirinçcizade'nin, babası Hacı Salih Ağa’nın pirinç tarlalarıyla zenginleştiği ve 1869’da Diyarbekir Vilayet Gazetesi’nin başına geçerek entelektüel elitin arasına katıldığı kaydedilerek, 1895 olaylarında Müslüman halkı örgütleyen komitenin başında yer aldığı ve Ermeni faaliyetlerine karşı sert tavır aldığı belirtiliyor.

1895 OLAYLARI VE KANLI DÖNÜŞ

1895 Kasım’ında patlak veren olaylarda, Kazazyan ailesinin Müslümanlara karşı silahlı direnişle suçlandığı, Oseb ve iki oğlunun gözaltına alındığı ifade edilirken, fezlekede, halka ve askere evlerinden kurşun sıkmakla itham edildikleri, Arif Pirinçcizade'nin de benzer şekilde gözaltına alındığı, ancak kısa sürede affedildiği bildiriliyor.

SUİKAST VE ÇÖKÜŞ

1912 yılında, Ohannes Kazazyan'ın kuytu bir sokakta öldürüldüğü, suikastı Derviş isimli şahsın gerçekleştirildiği anlatılıyor.

Diyarbakır’ın iki güçlü ailesinin, kıtlık döneminde servet biriktirip siyasette yükseldiği, ancak bu yükselişin beraberinde düşmanlığı, suikastı ve çöküşü de getirdiği ifade ediliyor.

Kazazyanlar tarihten silinirken, Pirinçcizadelerin ise 20. yüzyıl başında kentin kaderini belirlemeye devam ettiği belirtiliyor.

Kaynak: Sabri Mengirkaon / Mardin Artuklu Üniversitesi