Baklava  denince Gaziantep akla geliyorsa, kadayıf denilince de Diyarbakır akla geliyor.

Ünü Avrupaya yayılan ve deden toruna geçerek günümüze kadar lezzetinden bir şey kaybetmeden gelen Diyarbakır  Kadayıfının ünü o kadar yayıldı ki iki komşu ilin  rekabetine neden oldu.

Bingöl ve Diyarbakır'ın Türk Patent Enstitüsü'ne coğrafi işaret menşei alınması için başvuruda bulunması ile iki il arasında tatlı bir rekabete dönüşen Diyarbakır’ın burma kadayıfı Türk Patent Enstitüsü tarafından Diyarbakır’ın markası olduğu tescillendi.

Diyarbakırlıların vazgeçilmez lezzetleri arasında önemli bir yere sahip olan ve 2017 yılında coğrafi işaret belgesi ile tescillenen kadayıfa rağbet günbegün artıyor. Ünü Türkiye sathına, hatta Avrupa'ya yayılan Diyarbakır kadayıfı, kış aylarında günde ortalama 6 ton tüketilirken, yaz aylarında bu miktar 9 tona kadar çıkıyor.

Kentin yüzyıllık lezzeti olan ve sütlü, fıstıklı, cevizli, kaymaklı, peynirli, burma, düz, çubuk çeşitleriyle sunulan Diyarbakır kadayıfının ünü il sınırlarını aşmış durumda. 

Kent merkezinde üretilen kadayıf tatlısı, Türkiye’nin dört bir tarafından sipariş edildiği gibi, yolu kentten geçen her insan Diyarbakır kadayıfını hediyelik olarak götürüyor.

1900 yüzlü yılların başlarında Dörtayaklı Minare Camisi civarında kömür  veya odun ateşi üzerinde Gayri Müslimlerce yapılıp günümüze kadar gelen ve damak tadı değişmeyen tek lezzet olan burma kadayıfı, kent merkezinde bulunan imalathanelerde üretiliyor.

Kentin çeşitli noktalarında satışa sunulan Diyarbakır Kadayıfının yıllık satış miktarı 3 bin 285  tonu buluyor.

Nişanlarda, düğünlerde ve kız istemelerinde kadayıf olmazsa olmazlardandır. Özel tepsilerde kadayıf yapılır, her nişan evine, her kız istemelerde mutlaka bir tepsi kadayıf ile gidilir. Bayramlarda da Diyarbakır'da evlerin vaz geçilmez tatlısı kadayıftır.