Arşiv belgelerine göre, IV. yüzyılda Doğu Hıristiyanlığı dünyasında İskenderiye, Antakya, Kudüs ve Urfa ile birlikte en önemli dört merkezden biri olan Antakya Kilisesi, Bizans İmparatorluğu'nun uyguladığı ağır dini ve siyasi baskılar neticesinde yer değiştirmek zorunda kaldı.
Resmi mezhep dayatmalarına boyun eğmeyen Süryani topluluğunun, ilk olarak merkezlerini Malatya’ya taşıdığı belirtilerek, ancak bölgedeki istikrarsızlık sebebiyle Patrikhanenin dönemin en güvenli ve kozmopolit ticaret merkezlerinden biri olan Diyarbakır’a nakledildiği anlatılıyor.
SIĞINAK VE İLİM MERKEZİ: DİYARBAKIR
Diyarbakır (Amid), Süryani Patrikhanesi’ne ev sahipliği yaptığı dönemde sadece idari bir merkez olmakla kalmadığı; aynı zamanda tıp, felsefe ve litürji (dini tören kuralları) alanında el yazması eserlerin üretildiği devasa bir kültür odağı haline geldiği ifade ediliyor.
Şehrin tarihi surları içinde yer alan Meryem Ana Kilisesi'nin, asırlar boyunca Süryani patriklerinin resmi ikametgahı ve inancın yönetim merkezi olarak işlev gördüğü belirtiliyor.
Diyarbakır'ın sağladığı hoşgörü ortamının, Süryanilerin dillerini ve kültürlerini günümüze kadar korumasında en büyük etkenlerden biri olduğu kaydediliyor.
SON DURAK MARDİN
Tarihi kaynaklara göre, Diyarbakır’da geçirilen uzun ve köklü dönemin ardından, bölgedeki jeopolitik değişimler sebebiyle idari merkez bir kez daha taşınmak zorunda bırakıldı.
Patrikhanenin, Diyarbakır'ın ardından nihai olarak Mardin sınırları içinde bulunan tarihi Deyrulzafaran Manastırı’na (Mor Hananyo) intikal ettiği ifade ediliyor.
M.S. 5. yüzyıla tarihlenen manastırın, 1932 yılına kadar tam 640 yıl boyunca dünya Süryanilerinin resmi yönetim merkezi (Patriklik Makamı) olarak hizmet verdiği kaydediliyor.
Uzmanlar, Antakya’da başlayıp Malatya ve Diyarbakır üzerinden Mardin’e uzanan bu zorunlu göç rotasının, Anadolu’nun çok kültürlü ve inançlı yapısının en somut tarihsel kanıtı olduğunu belirtiyor.