Diyarbakır’ın kuzeyinde iki silindirik burç arasında yer alan Dağ Kapı, tarih boyunca farklı dönemlerde yapılan eklemeler ve onarımlarla günümüze ulaşan nadir şehir kapılarından biri olma özelliğini taşıyor.
Mezopotamya’nın kadim kentlerinden biri olan Diyarbakır, binlerce yıllık geçmişiyle birçok medeniyete ev sahipliği yaptı. Şehir, surları, hanları, camileri ve kiliseleriyle Anadolu’nun en zengin tarihî dokularından birini barındırıyor. Bu tarihsel zenginliğin önemli simgelerinden biri de Dağ Kapı olarak öne çıkıyor.
1930’lu yıllarda gerçekleşen yıkımlardan kısmen zarar görmesine rağmen ana giriş kapısı korunarak restore edilen yapı, 1980’li yıllardan sonra kültürel etkinliklere ev sahipliği yapmasıyla yeniden işlev kazandı.
Kapının üzerinde Roma İmparatorluğu dönemine ait Latince, Bizans dönemine ait Grekçe kitabeler ile Abbasi ve Mervani dönemlerinden kalan onarım yazıtları bulunuyor. Mervani Hükümdarı Ebû Nasır Muhammed bin Cehir tarafından hicri 447’de inşa ettirilen Mervani Mescidi de burcun üst katında yer alıyor.
TEK TAŞ ÜZERİNDEKİ EL FİGÜRÜ DİKKAT ÇEKİYOR
Daha önce itfaiye hizmetleri için kullanılan mescit, bu süreçte tahribata uğradı. Kapının iç cephesinde yer alan fakat şu anda aktif olmayan çeşme ve yanındaki eski kabirler, özgün nitelikleri korunarak muhafaza ediliyor. Yapının üç tarafı demir parmaklıklarla çevrilmiş olsa da bu durum ziyaretçilere erişimi kısıtlıyor. Orijinal yapının bozulmaması için taş basamaklar da onarım görmeden bırakıldı.
Kapının doğu ve batısında yer alan iki dairesel burçta, farklı dönemlerin mimari izlerini taşıyan kabartmalar bulunuyor. Özellikle el figürü tek bir taş üzerine, parmakları aşağı dönük ve avuç içi açık şekilde işlenmiş olup, halk arasında “Fatma Ana’nın eli” olarak biliniyor. Diyarbakır üzerine yapılan kaynaklarda bu figür hakkında detaylı bir açıklama yer almıyor.
MOTİFLERDE ROMA’DAN OSMANLI’YA UZANAN İZLER
Dağ Kapı’da bulunan kabartmalarda, Roma ve Bizans dönemine ait kitabeler, gamalı haç figürü ile Abbasi dönemine ait stilize güvercin, hayvan ve bitki motifleri yer alıyor. Bu motiflerin naif ve doğrudan işlenmiş olması dikkat çekiyor. Yapının iç yüzeyinde ağırlıklı olarak Mervani dönemi izleri görülürken, dış cephesinde Roma, Bizans ve Abbasi stilinin etkileri hissediliyor.
En alt kısımda geyik ve geyik avı tasvirlerinin yanı sıra boğa, koşan at figürleriyle birlikte gamalı haç yer alıyor. Ancak bu sembollerin Roma kültürüne ait olmadığı, daha çok totemik geleneklerin yansımaları olduğu değerlendiriliyor.




